25 Şubat 2017 Cumartesi

Kayık Küreklerinin Ufuklara Diklenişi

“Konu eğitim olunca neden tema olarak ışık kavramını seçtiğim bellidir sanırım.”

Eğmekle kalmayıp büktüğümüz; bükmekle de kalmayıp kırdığımız sonra ulaya ulaya pekiştirdiğimizi sanırken ne renkti, yufka mıydı pek miydi belli olmayan kırk yama işi bir kumaşı; dikiş tutturamamış uğraşları andıran kavram, eğitim.

Eğitimini almış olalım olmayalım bir şey üzerine konuşmaktan  ele almaya onun iyi bilindiği anlamına geliyorsa eğer, eğitimin ne olduğunu biliyor muyuz o halde? Ötesini berisini gayet iyi bildiğimizden mi eğitim konusunda herkesin kendince bir tanımı hatta görüşü var? Ona buna göre değişmeyecek, eğitim her ne ise onu gerçekten anlatacak tanım nedir? Kaç kişi yapabilir o tanımı? Eğitim, yaş ağaçları istenilen konularda biçimlendirmekse eğer, olmazsa olmazlarla mı yoksa dal kıran ağırlıklarla mı eğiyoruz? Öğrettiklerimiz, hayatın geri kalanında kullanılacak, işe yarayacak şeyler mi? Yaş ağacından mermer kütlesine yeterince biçimlendirici mi? Sosyal hayatı oluşturan her dokuya, unsura katkısı olacak mı? Ham madde olan çocukların, yetişkinlerin hatta yaşlı bireylerin kumaşına göre mi? O kumaştan ne biçilir ne biçilmez bilerek mi eğitim; yoksa biz kumaşımızdan yalnızca tek bir şey biçebiliriz kolaycılığı mı bizim anlayışımız?
 
Eğitilecekler tohumsa eğer, eğitim hem tohum, hem su, hem güneş, hem toprak o zaman. Hepsi bir aradayken anlamlıysa ortaya tek bir şey çıkıyor. Biri olmazsa diğerleri yetersiz kalır. Ya hepsi birlikte bir şey olabiliyorlar ya da hiç.

Eğitim, yontu işi. Hamuru şekle sokma yani kabaca. Bir heykeltıraş edasıyla. Biçimsiz taş kütlelerinin içinden binlerce yıl sonrasına kültür mirası olarak kalacak figürler çıkarmak gibi incelikli çaba. İnsanlar, eğitim görmedikçe yontulmamış taşlarcasına kaba saba, şekilsiz. Kaya kütlelerinin  içinde saklı o eseri, eğitim denilen heykeltıraşın keskisi gün ışığına çıkarır tek. Bu, onca emeğin yanı sıra zaman harcamanın, sabrın semeresidir.

Daha tanımı yapabilip yapmadığımıza bile bakmadan eğitim hakkında konuşacak olanımız çok olabilir. Eğitim derken tek okul eğitiminden bahsetmiyorum. Okul süreci, belli bir yaş sonrasına denk geldiğinden eğitimin yalnızca bir kısmı. Eğitim deyince bir bebek doğduğunda annesince  daha kucağa nasıl alındığından başlayıp gün görmüş bir yaşlı  olana kadarki halleri kast ediyorum. Böylesi uçsuz bucaksız bir denize yelken açarken. Eğitim, yeni doğmuş bebeğe nasıl “merhaba” dediğimizle başlıyor yani. Farkında mıyız?  
 
Yetişkinler olarak ne kadar eğitilmişiz; ne kadar eğitilirsek eğitelim sonucunda bir şeyler edinmiş miyiz; o edindiklerimiz davranışlarımıza yansımış mı diye kendi  değerlendirmemizi dosdoğru yapamadığımız kesin. Diyelim ki içteki en vahşi, en bastırılmış, gün yüzüne çıkmaması istenen; ama yolunu bulursa Alaattin’in lambasından kaçana dönüşecek tutumların kolayca belirdiği ortamlar var. Bu ortamlar, bize de, geri kalan herkese de içimizi gösterir. Ayna tutar. Aynalar doğru sözlüdür malum. O yüzden dıştaki cila, boya işe yaramaz, gerçeği gösterir. Her ortamdaki davranışlarımız, bakış açımızın dar olup olmadığı, bir kavramı, konuyu sorgulayabilme yetimiz, her canlı türünden taşa toprağa cansızlara gösterdiğimiz saygı, eğitimimizin göstergesidir o zaman. Diyeceğim, eğitim tek kültür, bilgi odaklı değil. Davranışların yönlendirilmesi aynı zamanda.

Trafik mesela... Öyle bir ayna ki… Bir de diyelim ki okulumuzda, iş yerimizde  her sabah akşam bardaklarınızı yıkamak için uğradığınız lavabolar… Buralar aslında eldi, bardaktı yıkanan yerler değil sadece. Kendiyle yüzleşmek istemeyenlere inat onlara hallerini gösteren toplumsal boy aynalarımız oralar.

Günlük hayat  sıradan şeylerle geçer. Bir çalışan, her sabah aynı saatte evden çıkar. Metroyla, otobüsle, dolmuşla ya da servisle işine gider. Sabah çayı mı içer artık, kahvesi mi öncesinde çekmecede bütün gece beklemiş bardağını lavaboda yıkamalıdır. Bu yüzden lavaboya uğramalıdır.

Lavaboda görülen manzara, orayı kullananların hallerinin manzarasıdır. Nitelik göstergesidir yani. Ortalığın kirletildiği bir tablo karşısında herkes söylenirken çoğu o manzarada kendinin de payı olduğunu kabullenmez. Hep başkalarıdır böyle kötü şeyleri yapan. Söylenenler de hep cici kişilerdir… Biz, söyleniyoruz durmaksızın; iyileştirmeyi tercih etmez olduk epeydir. Oysa iyileştirmelere yol alsaydık, söylenmek yerine kolları sıvayıp önce kendi kapımızın önünü temizleyerek düzeltecektik eğrileri.

Toplu kullanım alanlarının temizliği,  apartmanlarda birlikte yaşam, gürültü, suyun boşa akıtılarak israfı, güpegündüz yanan elektrikler, kuyrukta bekleme… Bunlar günlük hayatta her an karşılaşılan sıradan olgular. Ve bu anlarda sergilediğimiz görüntü,  bir anlamda toplumu anlatan dil, bir eşik. O ufacık eşiği atlamak çok zor kimisine. Çoğumuz eşiklere takılıyoruz. Topluma yansıyan sendelemeler ondan. Oysa eşikler takılmak için değil atlanmak içindir. Hayatın eşiğini atlayamayanların gözü nedense çoklukla hep en yüksek duvarları atlamaktadır oysa. Atlayamayınca da duvara kızarlar, sonunda  da yıkarlar.

Eğitim, dalgalı mı dingin mi demeden hedefsiz bir rotada açık denizlerde küreklerine yapışılmış bir kayıkla ilerlemekse,  sonucu olsa olsa eğitimsizlik olur. Kayıklar, açık denizlere, kürekler dalgalara diklenemez. Ortak bir eğitim kavramı yerine herkesin kendince bir eğitim anlayışı oldukça, eğitim yalnızca bir diploma edinmek anlamlı olacaktır. Eğitim, davranışların biçimlenmesinden ziyade diploma olarak görüldükçe de metropoller dev köyler; apartmanlar, iş yeri koridorları selam nedir bilmeyenlerin barınağı; trafik, araban ne kadar pahalıysa yollar o kadar senindir; lavabolarda her yanı suya boğ, ışıkları açık bırak, kağıt havluları oraya buraya fırlat; ama sonra da başkalarının yanında lavaboların nasıl da kirli olduğundan şikayet et anlayışına bürünür. Eğer içinde olduğumuz bir ortamı bizzat bozup kirletmişsek, kirli olan bizlerdeki anlayıştır, yaklaşımdır. O kir, homur homur söylenmekle de çıkmaz. Samimiyetle, ve payına düşeni yapmakla  çıkar, çıksa çıksa.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 13.01.2016, 10:52
Paylaş :

18 yorum:

  1. Eşik atlarsak uğursuzluk olur diye saatlerce konuşanlar,
    Bir an önce atlayıp geçsede işne baksa,kimseleri de bekletip yormasa olmaz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğitim eşiği en çetin eşik sanırım Merihcim :)

      Sil
  2. Diploma almak eğitilmiş olmayı göstermez bence de.Teşekkürler düşündürücü yazınız için :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı fikirdeyiz. Ben de teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Eğitimle ilgili çok güzel ve ayrıntılı bir paylaşım olmuş. Keşke herkes bu kadar kafa yorabilse ve eğitime gönül verebilse. İnancımızda ilk emir "Oku' olduğuna göre oku ve adam ol demektir. İnsan gibi ve insanca yaşa demektir. Müslüman olmanın gereği de budur zaten. Hem müslüman olan kişi insanca yaşamanın yanında fedakarlık etmek de insanlık adına boynunun borcudur. Madem ki ilim beşikten mezara kadardır; yaşadıkça öğreneceğiz, öğrendiklerimizi uygulamaya sokacağız ve bencilliğimizi üzerimizden atarak bir olup birlik olacağız. Ancak bu şekilde mutlu olup huzura kavuşabiliriz. Herkes üzerine düşeni yapsa koskoca bir orkestra.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel, faydalı bu yorum için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. çok sahane bır yayın olmuşşş.. emegınıze sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoook güzel bu yoruma çok teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Eğitim sadece okulda almakla bitseydi, ortalık bu kadar yontulmamış ayaklı taşlarla dolu olmazdı sanırım :) Kalemine sağlık ablacığım ❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzetmeye bayıldım İlknur. Çok sevgiler :)

      Sil
  6. Duygularımın tercümanı olmuşsun şu dönemde özellikle medyada her gün gereksiz şeyler yayınlanırken kim olursa olsun iyi şeyleri zor öğrenip uygular olduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Medya, tabii en çok televizyonu kast ettim, seyredilecek çok az şey sunar oldu. Gerçi sundukları çok seyrediliyor olabilir; ama seyredilenlerin ne olduğu belli. İnsana, topluma ne katkısı olabilecek nitelikte olduğu da belli. Neleri neleri alıp götürüp yerine nasıl yeni ve yoz değerler getirip getirmediği de belli, değil mi?

      Sil
  7. Eğitim yaşam boyu devam eden bir olgu.Birbirimizden de öğreneceğimiz ne çok şey var. "İstenen yönde amaçlı, planlı davranış değişikliğidir" diyoruz eğitime. Bazen yanlış eğitim de oluyor.İnsanı iyi anlayıp iyi yönlendirmek ne kadar önemli...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel, yorum olmak kadar eğitim konusunda eğitici bir yorum görmüş olmaktan çok mutlu oldum Makbule Hanım. Çok teşekkürler :)

      Sil
  8. Ah keşke şu yazınızı milli eğitim' den, çekirdek aileyi oluşturan bireylerden birileri, binlercesi okusa, aile içi ve dışı eğitime nasıl MUHTAÇ olduğumuzu algılasa.. Çok detaylı bir yazı.. Teşekkür ediyorum kaleme aldığınız için.. Sevgiler yürekten..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yorum karşısında nasıl mutlu olduğumu nasıl yazsam :)

      Sil
  9. bizim büyükleri yetişkinleri tekrar tekrar eğitip sınava sokmalı :)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci