25 Mart 2017 Cumartesi

Japon günaydınlı Ankara baharı. Keklikler ve tavşanın bahar telaşı.

Birkaç dakika oluyor. Televizyonu açtım. Japon NHK World kanalını. Zaten en son onda kapandığından o kanal açıldı.

Nefis programlar, yapımlar sunar bu kanal. Doğa, Japonlara has sanatlar, Japon bölgesel yemekleri, bir dağlık alanın dört mevsimdeki halleri, bazen yolculuk, Japon bahçeleri ve daha neler...

Kimileyin orada yaşayan ve Japonca’yı rahatlıkla konuşan kişilerin çekimini yaparlar. Bu orta yaşı geçkince kadının programına rastladığımda hep seyrederim. Bugün de karşımda, yine seyretmeden olmayacak bir görüntüde.

Saksılara menekşe dikiyordu. Toprağı avuçlayarak. Eldivensiz. Bahçıvan ruhuyla. Anlarım. Çok iyi anlarım o tohum ekmek, bir şey dikmek hazzını.

Keklikler? Ötüyorlar. Çok yakından. Sanki yanı başımda gibi. O kadar yakından sesleri.

Hemen arka balkondayım. Fotoğraf makinem benimle tabii. Keklik ötüşleri o kadar yakın ki.  Kulağımın dibinde gibi. Bakınıyorum. Ortalarda göremiyorum.

Destekli bakınıyorum bu kez. İlkini yakaladım. Hem de yerde ararken gökte bulmak gibi. Gözcü keklik, orman çitinin beton direğine konmuş. Tünemiş sanki. Bu yana bakıyor. Beni çoktan görmüş belli. Ötüyor. Türkülerdeki  gibi bazen gubarak gubarak. Daha çok farklı; benzeri.

Bayırın üstündeki çitin dibinde gezinen kekliğe bakarken başımın üzerinden bir keklik uçuyor. Üst kata konmuşlar demek ki. Uçuşunu, yere inişini göz kırpmadan izliyorum ormana. Konana kadar bakıyorum ona.


Yan yana aralıklarla dikenli telleri taşıya beton direklerdeki gözcüler ikileşiyor. Peş peşe direklerdeler. Direklerin dibinde de yerden gözcülük eden keklikleri görüyorum. Takım halinde gözlüyorlar etrafı galiba. Kimi mi? Saksağanları en başta. Dirlik vermiyorlar yine kekliklere. Yanlarında, yörelerinde kanat çırparak dolanıp duruyorlar tedirgin ederek.  Bir keklik daha tam başımın üzerinden uçuveriyor

Saksağanlar, teker teker kaçırtıyor keklikleri. Üç yüz metre sağ yandaki ötelere bakıyorum. Orada da bir şeyler olduğuna eminim. Saksağanlar doluştuğuna göre.

Yanılmamışım. Bir boz tavşan öyle neşeyle sıçrıyor ki kuru otların arasında. O, sapağı dönmeden fotoğrafını çekmek istiyorum. Çekiyorum; yakalayabildiğimce. Hafiften kulakları ve sırtı çıkmış. Anlaşılması zor halde biraz  açık seçik çıkmadığından.


Çitlere gelmeden etraftaki kuru otlar arasında, sabah güneşinin altında, boynundaki mavi tasmadan belli ki evcil bir köpek,  ara sıra başını kaldırıp seslere kulak kesilse de tatlı uykusundan vazgeçmiyor. 

Bahar gelmiş Ankara’ya besbelli. Getirileriyle. Uzun, sert, ağır geçen kışın bir de zorunlu oturganlığının getirileri gibi mesela. Baharda üstten atılması, eski hale dönülmesi kaçınılmaz olan getiriler. Buna kabaca kilo deniliyorJ

Ama önce tadını çıkarın nasıl fazlalıklı yani biraz kilolu olunurun. Gözünüzü korkutun kısıtladıkları ile. Mesela metroda yürüyen merdivenleri mi yoksa normal merdivenleri mi seçiyorsunuz, ölçüt alın.

Gerçi yürüyen merdivenler hep bensiz yürürken ben yine de bu keyfin yeterince sürdüğü fikrindeyim. Artık bildik hallere dönme zamanı. Çünkü alıp başını giderse halli daha zorlaşır.
 
İçerdeyim yeniden. Televizyon kendi kendine konuşuyor. Japon NHK World, demir döven, demircilik yapan meşin önlüklü, at kuyruklu bir Japon kadını gösteriyor. Üzerinde, kıvrımlı kuyruğu yandan havalanmış bir  kedi dövüyor demirden aksesuar için Demirci kadın J

 Nasıl seyretmem ben bu Demircili kanalı ?
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 25.03.2017, 09:01

Paylaş :

18 yorum:

  1. Ötme de keklik derdim bana yetiyor...Ne güzel bir türküdür bu. Bana onu hatirlattiniz :) Bu dogalligin tadını çıkartın ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel türküdür.

      Bugün gerçek bir bahar günü. Arkalarda bir hareket. Sulamasına kadar. Keyifli bahar günleri :)

      Sil
  2. Nihayet artık baharı hissetmeye başladık.Geç geldi bahar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, çok bekledik. Bir de güzel geldi . Bu sabah başımın üzerinden keklikler bile uçtu. Arkada traktörler geziyor. Her bahar sonbahar yağmurlarına dek sulama yapılır. O sürüyor. Tavşan bile gözüktü. Yakında soğanlı Ankara zambakları da çıkar. Diğer kır çiçekleri de. Ortalık harika kokar. İğde de onlara katılır :)

      Sil
  3. Bayıldım blogunuza, ince ince değinmeniz çok etkiledi, tebrikler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Ne güzel geldiniz ki tam çıkmak üzereyken fark ettim. Birazdan ziyaretinizde olacağım blogununuzda.

      Çok teşekkürlerimle :)

      Sil
  4. ha haa savaş filmi gibi kekliklerin istilasııı ve onların planını bozan saksağanlar :) ama en keyiflisi de köpek :) senin orası da o capon kanal gibi yanii :)

    YanıtlaSil
  5. baharın güzelliklerinin doğaya yansıyışı. böyle baharlı paylaşımlar yapmanı çok seviyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaza kadar bu tür paylaşımlarım olacak gibi gözüküyor. Beğenmenize sevindim. Bahar beğenilir ama herkesçe,değil mi? :)

      Sil
  6. Yavaş yavaş doğa yeşillenmeye başladı, gerçi büyük şehirlerde bunu birkaç ağaçla görebilsek de olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kıyıda köşede bahar çiçekli birkaç erik, kayısı ağacı gördüm bugün Çankaya'da. O koca betonların arasında yine de baharı haber vermek için çırpınır gibiydiler. Bir de bir bahçe gördüm ve ona bakan balkon. Paylaşırım resmini. Çankaya'dan :)

      Sil
  7. Merhaba, çok şanslıymışsınız. Ankara'da böyle güzellikler olduğunu hiç bilmezdim. Tabi kirlilik bakımından her yer İstanbul değil. Bana da beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara tabiat olarak çok bitek, zengin, türü çok, ne ekilse, dikilse yetişiyor. Ama artık tohum değil beton dikilince başta İstanbul çok zorda.

      Hemen geleceğim. Siz de hoş geldiniz :)

      Sil
  8. İstanbul'a da bahar geldi ama bu sene bahar günleri biraz soğuk. Güneş, kış güneşi gibi. Yine de bir kaç derece yükselen sıcaklığa razıyız. Bulunduğunuz yer çok güzelmiş. Doğayla içiçe olmak, bir şans. Size keyfini çıkaracağınız güzel bahar günleri diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şehrin göbeğinde bunları görmek olmuyor. Burası şehrin yeni kesimlerinden. Büyük caddelerden kaçış yok, burası da çok işlek bir caddeye çok yakın; ama şehrin merkezine gidiş geliş göze alınınca yani biraz şehir kaçkını olarak görmek mümkün oldu. Ancak vakit yolda geçiyor. Ki şikayet etmiyorum, metropolde her olanak aynı anda olamıyor, malum.

      Soğuk bu bahar. Dün akşam fırtına vardı, yağmur şöyle bir serpti, geçti. Bugün soğukça ve bulanık. Bahar bir gözükseydi :)

      Sil
  9. Hala doğanın canlı parçasına yakın olman ne güzel canım. Köpüşün keyfine bayıldım nasıl da huzurlu.Baharlar güzeldir. ama İzmir'imiz maalesef çok az yaşıyor o da bu günler sıcaklar aniden bastırır buralarda:)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci