9 Mart 2017 Perşembe

Türkülerde Geçen Sokakta Rock Ballads Dinlerken

Altmış dakika… Sabahtan akşama akan gün içinde, tam günün ortasında bir saatlik bir durak yani. Bir duraklama. Soluklanma.

Kışın öğle tatilleri elbette şu günlerdeki gibi dışarıda geçemeyebilir. Soğuk, ayaz, don, buz varken her yanda. İçerilerde geçebilir o süre.

İşte şu sıralar o altmış dakikanın yarısı ya da yirmi dakikası dolanma ile geçiyor. Bu güzel havalarda. Eğer dolanacak yerler uzatılırsa süre uzayabilir.

En sevdiğim yerler hep şehrin gerçek karakteristiğini taşıyan arka sokaklar. Caddelerin yani kentin vitrininin gerisi yani. Asıl hayat oralardadır. Açık mutfak balkon kapılarından yaprak sarması, patlıcan kızartması kokusu duyulan sokaklar yani. Şehrin karakteri oradadır ya da mahallenin. Caddeler, bir yerin vitrindir dedim ya. Dükkanları, bankaları, iş yerleri, AVMleri, ofisleri  kaldırımın iki yanında dizilmiş giderken caddenin  ortasından da egzoz kokulu trafik bağırtı çağırtı, keşmekeş içinde akar.

Caddeler, mecburen orada olması gereken mesela arabalara kalsın. Tenha, trafikten uzak arka sokaklar, öğle tatilinin anlam bulacağı tek yerlerdir. Varsa yakınlarda parklar da tabii. Ancak bunu beklemek biraz olası değil her zaman.

Birkaç sokak var öğle tatilinin harcanabileceği, yakınlarda. Okul dolu, öğrenci dolu; ama arabadan yana tenha. Yerleşke civarında. Dolayısıyla ağaç da bol, trafik de vahşisinden değil. Tam istediğim gibi. Gürültüsü, uğultusu bunaltan bir düzine şeritli caddeden ilk sağa saptıktan sonrası yavaşça uzaklaşmak kıyıcı metropol ortamından yani.

Bu arada kulaklarda müzik. Elbette. Önce David Bowie.  İlk birkaç parçadan sonra adaşım bir başkası Jasmine  Thompson sanırım adı. Sonra o da değişiyor. Rock Ballads başlıyor. İlk Scorpions.

Müzik dinlerken bir yandan da yan yana dizilmiş, tek katlı geniş bahçeler içindeki evlerde gözüm. Yakında yıkılacakları söyleniyor. Kıyıcı metropol ortamından üç beş dakika sonrasında tavuk ötüşü bile var. Neye bakarsanız onu görüp buluyorsunuz ya. Ben de buldum. Evet bir tavuk ötüyor. Gıdak gıdak. Belli ki yumurtlamış.
  

Hava serin; ama güzel. Dolanmalık. Müzik de dinleyebiliyorum. Öğle tatili dolanmasındayım üstelik. Ve Ankara’nın en merkezi yerlerinden birinde dinlediğim müziğe tavuk sesi eşlik ederken gülümsememek mümkün mü?
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 09.03.2017, 22:21 

Paylaş :

18 yorum:

  1. En güzeli köy hayatı. Oksijen, yeşillik... Mis gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haber okuyorum şu sıra... Kariyerini bırakıp köye yerleşti ve tarıma başladı diye. Kariyersiz olabiliyor belki; ama oksijensiz olamıyor.

      Bir de çok şey kaçırıyoruz metropolün asfaltında, betonunda baharın, kışın, sonbaharın, yazın çiçeğini, böceğini görmeden :)))

      Haklısın İlknurcum :)

      Sil
  2. chicken ballad yok yok chicken salad. :) ne taraflarda burasııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))))
      Çok güzel, chicken ballad, salad ballad :)))

      Buralar, öğle tatili yürüyüşünde tercih ettiğim, sakin, tavuk sesi duyabildiğim, trafiğin olmadığı, ağacın bol, kuş sesinin çok olduğu, birkaç haftaya kalmaz çiçeklerle dolacak, az ilerisi tümden yeşil çimli, ulu ağaçlı, Ankara keçisi heykelleri ile dolu gepgeniş park olan bir yer :)))))))

      Sil
  3. İnsanlar doğal ortamlara kaçmaya başladı artık.Doğallaştıkça stresten,gürültüden uzak,mutlu-mesut yaşıyor insan.Güzel bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kaçış noktaları oanlar çok şanslı.

      Metropolden tümden kopamayız belki, bana öyle geliyor; ama sık sık kaçılabilecek bir köyü d olmalı insanın. Hatta öyle ki daha çok orada olup ara sıra metropole kaçmalı... Sinema, kitapçı filan özlendiğinde :))))

      Sil
  4. harika bir paylaşım olmuş gerçekten dediklerinize katılıyorum ben de sıkılıyorum şehir hayatından bazen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanı yutuyor, trafiği boğuyor, havası solunmuyor :))) Köyümüz olmalı. Köy kuralım. Bloggerlar köyü olsun. Zeytin, nar, ceviz filan dikelim :)))))

      Ve hoş geldiniz :)

      Sil
  5. Trafikten uzak sesten uzak telaştan uzak bir köy mahallesi bir şifa gibi gelir gönlüme..çok isterim bir köy evinde olup dışarıda yağan yağmuru dinlemeyi,çayımı içip biraz üşüyerek biraz sobaya yanaşarak oturmarı,veya vakit namazını sobanın yanında o yağmur eşliğinde hafif kararan gökyüzünün altında kılmayı..taş yürekleri taş duvarlara tercih etmemeliydik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Betronlaştıkça taş yürekli olduk galiba...

      Çok güzel yoruma çok teşekkürler.

      Sil
  6. Sarıkamış'ta arka sokaklardan geçerken arabadan inip beni burada bırakın demek istemiştim, çok seviyorum oraların yaşanmışlık dolu havalarını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hak veriyorum. Oraların doğası, mimarisi, otları harika :)

      Sil
  7. Tamda müzik dinlerken gezilecek hoş yerler gibi fotoğraflanmış. Ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin kimsenin üstüne üstüne gelmediği arkada, mahalle olmayan bir yerde bu sokak. Sakin. O yüzden tercihim :)

      Sil
  8. Özlüyorum böyle güzel sokakları. Metropolün o tıkış tıkış, gürültülü caddelerinden öyle bunaldım ki artık. Dinlendim yazınızla... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Metropolden bunaldık gerçekten. Fırsat bulur bulmaz soluk alınacak yerler olan şehirlerde yaşayanlar çok şanslı. Çevrelerinde kır, dağ, göl, nehir olanlar.

      Olmayınca böyle sokaklarda dolanılıyor :))) Bugün çıkamadım. Hava çok bozuktu. Yağmurluydu. Ama sabah yol bana dalga sundu. Ankara'da deniz yok;ama dalga vardı :)))))

      Sil
  9. blogunuzu izlemeye aldım sizide bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Ben de konuğunuz olmaya geliyorum :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci