16 Nisan 2017 Pazar

Güneş, Fırtına, Şahin, Baharın Çiçek Sebzesi ve Çamlar


Günlük güneşlik bir güne göz açtı Ankara bugün. Bahar, ara sıra bahar olduğunu unutup inceltilmiş kış, sonbaharın eşiği filan sansa da kendini, bugün gülümseyişi ilkbahara hastı.


Bahar tebessümü, güneş ışınlarıyla pencerelerden içeri girdi.


Çoğu kişi evlerden çıkıp bir yerlere uğradı haliyle. Durakladı. Bir yerlerde bulundu. O yerlerden kimisi seyirliydi. 


Tepelerin kenti Ankara’da artık tepelere tepeden bakan bloklara karşılardan bakacak kadar beton kütleler yığıntısından  uzak; ama yeşilin göbeğindeydi.


Ankara’nın ağaçlarından olan çınar ve at kestanesinden ikincisi, çamların arasında ibrelilere yapraklılar olarak eşlikçiydi. 


At kestanesi ağaçları dal uçları, hayli iri tomurcuklarından fışkıran epeyce irice olacak yaprakların körpe filizleriyle cılız bir yeşil halinde henüz. 


Göğe uzanan dallar, gerideki ruhsuz  gri beton kulelerle ne tezat!


 Yüzlerce dönüm çimlerde  çamlardan düşmüş kozalaklar kaybolup gitmiş; karahindiba yani çıtlıkların sarı çiçekleri, renk katmış. 


Kuş sesleri  tam bir senfoni orkestrası kalabalığında. Doğa güzellemeleri birbiri ardı sıra. 


Tepeler rüzgârlıdır malum, rüzgâr da ayrı bir şarkı kuşlara koro yaparcasına. Hava güzel. Tertemiz. Soluk almak, nefes almak anlamında tam anlamıyla.


Baharın etrafa getirdikleri kadar masalara getirdikleri de var. Onlardan biri de enginar. 


En lezzetli hali belki de taze iç baklalı olanı. Yeni hasat enginarla. Ankara’da tarımı yapılıyor artık enginarın. Güdül’de. 


Marka olmuş çoktan Güdül enginarı. Kapış kapış satılıyor marketlerde. Tazesi kısa bir süre için bulunuyor. Mevsimi kısa bir bitki. Ardından kavanozlar dolusu  salamura edilmişleri  raflarda olacak.


Keklikler tepelerde, çam diplerinde saklı halde gözükmeden öterken genç kızıl şahinlerden biri uzaklarda çığlıklar atıyor. 


Zaman zaman yakınımdan uçuyor, nasıl da güzel süzülebildiğini  göstermek istercesine sergiliyor. Kaçar mı, ben de doya doya seyrediyorum. O da memnun bu halde elbette izleyen gözler de J 


O kadar yakınımdan geçiyor ki bazen, fark etmesem tesadüfen, hiç  haberim olmayacak. Olmayacak çünkü sessizce uçuyor. Çığlıksız. 


O, geçen seneki yavrulardan biri olmalı. Başı, altın sarısı tüylü çünkü.  Henüz alışma aşamasında objektifime.


Telde tünediğinde fırtınadan hayli rahatsız oluyor çok uzaklarda. 


Tüyleri havalanıyor rüzgarın etkisiyle ki kendisi havalanmadan. Saksağanlar da etrafında fır dönüyor.


Tam bir kare çektim, onu yeniden kadrajda görmek için bakmıştım ki kadraj boş. 


Fırtına, onu başka yerde tünemeye zorladı besbelli. Uzunca bir süre göremedim. Sesi duyuluyordu oysa. Çığlık çığlık. Sonra…


Yirmi metre bile değil, o kadar yakın mesafeden  tepemden süzüldü. Ki ben tepelere tepeden bakan yükseklikte iken. Kanat iç desenleri öyle açık seçik  görülünce bu keyif güne yetiyor.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 16.04.2017, 17:09

@AcemiDemirci






Paylaş :

4 yorum:

  1. Çiçekleriyle, ağaçlarıyla, kuşlarıyla, böcekleriyle, gıda maddeleriyle doğa zengin bir sunum yapıyor insanlara...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahar da bu sunumun şölen olduğu ay.
      Sevgiler :)

      Sil
  2. heeeeey yine kuşa bağladı derkeeeen heeey yemeğe bağlamışsııın oleeey :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuş uçmazsa yazımda olmaz ama :))))

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci