10 Mayıs 2017 Çarşamba

Kavramları boşaltan vampir dişleri… Raydan çıkmışlık!

 “Kavramların içinin boşaltılması konulu bu çalışmama tema olarak içi boş şişeleri seçtim.”

Gece de rayında gündüz de dünyada… Ama ya dünya işleri? Dünya üzerindeki kavramlar yolunda mı, yanlış sapakta mı? Çalkantıdaki kavramlara bakınca bir kargaşadır gitmekte şimdilerde. Toplumdan topluma, tarihe, coğrafyaya göre yargılar, doğrular değişse de gerçekliğe ilişkin doğru tektir. Gerçek, bir var oluş şeklidir çünkü. Diyelim ki pamuk gerçektir. Pamuk hakkındaki doğru yargı da yumuşak oluşudur. Doğru, yalnızca geometri tanımı olursa ortalık eğrilere mi kalacak?
 
Hep duyduğumuz bir şey var son yıllarda, kavramların içinin boşaltılması. Bununla iyiden kötüye, güzelden çirkine, eğriden doğruya kavramların anlam kaybına uğradığı anlatılıyor. Bir olgu, sözlükteki zıt anlamlısının yerini alabilmekte artık. Gözle görülmeden kulakla duyulmadan, ispat edilemeden bir yalana yanlışa doğru muamelesi yapılması, kaç kavramın posasının çıkarılması demek. Yükselen değerler, yüksek değerler olmayabiliyor. Yani rayından çıkan çıkana kavramından kent yaşamına, sosyal hayata, bakış açısına.

Doğru, etiğin, felsefenin, inançların yaman konusu. Kuzeyden güneye, doğudan batıya değişken. Hele bir de işin içine “bence”ler girdiğinde. Her bence, kendince çıkarım. Geri kalanların aynı konudaki benceleri ya? Bir konuda milyonlarca benceden hangisi doğru? Ki bazı doğrular değişken olabilir. O halde herkesin bir doğrusu var. Ya kesin gerçek doğru? Var mı öyle bir şey? Varsa da bunca bence arasında kaybolmasın da ne yapsın? Kimi kavramlar “bence”li cümlelerin pençesinde kıvranmakta. Çoğu kez doğruymuş gibi sıraladığımız fütursuz hükümlerimiz, peşin hükümlerimiz, önyargılarımız olmasın bunlar sakın? Ya öyleyse? Bizim bilip bilmeden öne sürdüğümüz yanlış varsayımlar,  doğru kavramların raylarda ezilmesine neden oluyorsa biz ne kadar doğruyuz? Önce, doğruyu önemseyecek kadar doğrucu muyuz?

Öğrencilikle çalışma hayatındaki, iki yıl öncekiyle bugünkü, babanızı kaybetmeden öncekiyle sonraki haliniz arasındaki farkı görüp de dünden bugüne bakış açınızın aynı kalmadığını anladığınızda doğru yaptığınızı sandığınız yanlışları da fark etmeye başlamış olabilirsiniz. Ya da dar açıdan bakışınızı hiçbir şey değiştiremeyecek belki de. Şu doğru ki ister doğrunun ne olduğuna bakış ister herhangi bir şeye bakışta hiç kimse tıpatıp aynı açıda olmayacaktır.

Bilip bilmeden doğru bellediklerimiz var. Bu kimileyin birilerini acıtacak içerikte olabilir. Diyelim ki peşin hükümler, dedikodular. Bir olguyu gözümüzle görmesek, kulağımızla işitip birebir tanık olmasak da onun hakkında  olur olmaz, uluorta, yalan yanlış ve “hadi gel; kanıtla” dendiğinde öylece  kakalak gibi kalakalacağımız lafları pek bir hünerle ederiz. Kendimiz dışındaki herkesi, her şeyi bir güzel kavramış geçinirken  doğruluğu ortaya koyulamamış şeyleri dosdoğru diye ballandıra ballandıra anlatanlar, başta çap, had gibi kaç kavramı da rayından çıkarmış olacaklar?
 
Yanlışa düşmekten öte gidemeyecek öyle hükümlerde bulunabiliyoruz ki. Cahil cesareti mi desek buna çiğlik mi? Ama  diyemeyiz eni konu okumuş kesilenlerde de var bu haller, bu çapsızlık.

Böylesi pervasız tavırlar, tortusu dibe çökmüş şişeyi sallamak gibidir. Durgun suyu bulandırmaya benzer. Tortu ve su birbirine karıştığında, berrak kısımla çökeltiyi birbirinden ayıran çizgi yok olur. O halde bazı çizgiler gereklidir. Yanlışta mı doğruda mı olunduğunu bilebilmek için. Berrak mısınız yargılarınızda yoksa suyun altındaki çamurlu çökelti misiniz?

Şimdilerde kavramlar, değerler karmakarışık. Sapla saman, tozla duman ayırt edilemez halde. Siyahla beyazın bileşimi griye turuncu diyenler çıkabilir. Çocuk kavramının yetişkinle  denk tutulması, yetişkinin de zaman zaman çocuklaşabileceğinin göz ardı edilmesi mesela. Çocuk olsun yetişkin olsun  bu kavramlar keyfiyete göre değişken olmamalıyken belirleyici ortak bir tanım,  büyük bir uzlaşma anlamına gelebiliyor. İnsan kavramı, bu çağın hayat akışında robotlaşmaya yönelirken aynaya yansıyan her suret gerçek insanı yansıtmayabiliyor. Aynaya akseden bazen sadece vesikalık fotoğraflar için gereken bir suretten ibaret olabiliyor. İçi boş kavramlardan yani. Rayında gitmeyen.
 
Rayından çıkmış kavramların başında geliyor kent, kentli, kent kültürü, kentli yaşam. Şehirler var; ama hakkıyla şehirli yok gibi. Şehir, kent kültürünü yansıtmalıyken yozlaşmanın bitimsiz pınarı şimdilerde.

Doğa kavramı, internette paylaşılan güzel resimler anlamına indirgenirse doğamıza ters düşecek kavramlar yol almakta o zaman. Doğa kavramı, onarım bekleyen bir kavram artık. Bu kıyıcılıkta, at gözlükleriyle bakmak at başı değer. Havasından suyuna kirlilik almış başını giderken düşünceler de arı kalacak değil elbette. Akılcı, peşin hükümsüz ve dosdoğru gerçekler olsun olmasın kolayca harcanıyor sözler heveslilerce.   

Eğitim kavramından anladığımız peki? Ağlanacak hale güldüren bir şey dinledim yakınlarda bir veliden. Üniversite mezunu veli, geliri pek yerinde olmayan; ama kitap bulabilirse ille okuyan, her şeyi takip eden, dünyadan haberdar biri. Akla gelmeyecek ülkelerden gelenlerle dolmaktaki kendi halinde bir semtte yaşıyor.  Çocuğu da oradaki bir okula gidiyor. Haliyle pek çok veli tanıyor. Bunlardan biri de memleketi  Van’a şu sıra yirmi üç ülkeden gelenler olduğunu söyleyip bu nedenle Van’a komşu yirmi üç ülke olduğunu sanan lise mezunu biri. Harita ve  eğitim kavramını anıyorsunuz o zaman.

Öyle ki kendimizi tanımadan, zayıflıklarımıza, yetersizliklerimize yani önce kendimize bakmadan, ondan bundan işittiğimiz yalan yanlış dedikodularla, televizyondan duyduklarımızla her şeye laf yetiştirir olduk bilmiş bilmiş, “bence” ile başlayan. Ve genelin ortak görüşü olmayan “bence”ler  çoğu zaman bencilcedir. Yanlış raydadır. Yanlışın düzeltilmesi zordur. O zaman düzeltilemeyecek her  yanlışta kimlerin payı olduğu da açık değil mi?

Diyelim ki okulda, iş ortamında, hep bulunduğumuz topluluklarda bizi birbirimize  kenetleyecek bir bağ ararız.  Nedense bu edebiyat, sanat, spor gibi şeyler etrafında değil de günah keçisi ya da şamar oğlanı haline getirilmiş birisine karşı birleşerek olur. O kişi, sınıftaki çocukların arkadaşlıklarının tutkalı, çimento harcı olmasaydı kenetlenme de olmayacaktı. Yetişkinlikte de pek farklı değil bu dişlerini güzel kavramlara geçirmiş, içini emip boşaltan vampirce yaklaşım. 

Kenetlenmeler hep dışlanmamak, bir arada olmak gayesiyle birine karşı olur. O biri de günah keçisidir hep. Sınıfa güneş vursa da ondan bilinir, hava kararıp içeri loşlaşsa da. Herkesin yaptığı olağan bir şeyi o yaptığında dedikodu malzemesi olur. Dedikodu bu, bir kez başlamaya görsün bire beş katılarak, olmadık taraflara çekilerek alıp başını gider. Kenetlenenler de bir arada akıllı uslu çocukları oynarlar; hiç yaramazlık yapmazmış kesilerek. Oysa yaptıkları yaramazlığın çok ötesindedir. En kötüsü bunca su katılmışlığın çamurla sonuçlanmasıdır. Çamurla, atanla, atılanla  ilgili neler söylenegeldiği malum.
 
Samimiyet, olduğu gibi görünmek, ölçülü olmak kavramları rayda hiç gözükmezken rayında gideduran tek kavram  seve seve hem körük hem de körükleyen olan insanın  hamlığı, çiğ süt emmişliği galiba.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 07.04.2017

Paylaş :

6 yorum:

  1. Şişedeki berrak su ile bulanık tortuyu ayırt edemeyen insanlarımız öylesine çoğaldı ki. O yüzden de kavramlar da karmakarışık. Kafalar karışık.Toplumsal karmaşa da tüm hızıyla sürüyor.

    YanıtlaSil
  2. Öyle güzel özetlemişiniz ki...
    Kafalar, bakışlar, trafik... Her şey karmakarışık :)

    YanıtlaSil
  3. Cahil bir toplum, hiç bir zaman özgür bir seçim yapamaz demiş Nietzsche.. biz çok uzun zamandır cahiliz maalesef. Hiç bir şey bilmeden, bilgi sahibiymiş gibi ahkam kesiyoruz. Yazdığınız "bence" lafını bile kullanmıyor bazıları konuşmada direkt dayatma yolunu seçerek. Kavramlar yer değiştirdi ve bazıları da dilden silindi gitti. Çok güzel yazmışsınız, okurken içim acıdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Kavramlar gerçekten iç acıtıyor artık...

      Sil
  4. ay dursana, bunu üçüncü kez koydun di miiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa, hiç öyle şeyler olur mu? :)))))

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci