21 Temmuz 2017 Cuma

NOTALI ANILAR

“Çalışmama tema olarak neden bu kareleri seçtiğimi açıklamam gerek var mı?”


Dün akşam kadar yakın bir süre önce şimdi emekli; ama yıllarca Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası baş kemanı olarak sayısız konser vermiş, Ankara Devlet Konservatuarı keman hocalarından Prof.  Oktay Dalaysel’den dinlediğim anılar, dinleyenin başkalarına da aktarması gereken türden. Ne mutlu ki çok uzun yıllar o konserlerin Cumartesi saat on birde olanlarını canlı izlemiş biriyim.  Malum, çok konuşkan değilim. Bir baş kemandan dinlediklerimi, konuşarak değil yazmakla dinleteceğim o yüzden. Konu keman, senfoni orkestrası olunca  dinletmek fiiline ağırlık verip okutmak dememeye çalışıyorum bilerek. Bir dinleti tadındaki anılar, güldürüyor da bir yandan.


Bu arada çok değerli sanatçımız Prof.  Oktay Dalaysel’den hatıralarını dinlerken yazmak için izin istedim. Tebessüm ederek olur verdi. Bir kez daha çok teşekkür ederim.


Anlatacağım anıları daha önce bir yerlerde okumuş ya da dinlemişler  olabilir. Veya tanık olanlar tarafından yazılmış olması da olası. O zaman, “Gerçek centilmen bir fıkrayı ilk kez dinleyendir” lafı  uyarınca  ikinci kez dinleyecek olanların  hatırlamalarına vesile olalım öyleyse diyelim.

***

Senfoni orkestrasının ilk yılları. Başında ilk şef var. Yabancı. Ankara’da bazen de Anadolu’da konserler veriliyor. Öyle konserlerden birinde izleyiciler tüm dikkatlerini sahnedeki orkestraya yoğunlaştırmış.


Orkestra şefleri çok hareketlidir, biliriz. Zarifçe sağa sola dönerek, kollarını indirip kaldırarak,  kâh eğilerek, kâh gözlerini yumarak yönetirler onca sazı. Bu arada yüzleri orkestralarına dönük olduğundan dinleyiciler şefin yüzünü görmezler malum.


Şef, her zamanki gibi orkestrasını oldukça hareketli bir şekilde  yöneterek konseri bitiriyor. Ardından feci bir alkış kopuyor.  Orkestra izleyenleri  selamlıyor. Dinleyiciler arasında  ayakta alkışlayan bir kadın şefe sesleniyor,

 
-Çok güzel oynayıp dans ediyorsunuz. Daaa… Hep sırtınız dönük oynadınız. Ne vardı yüzünüzü biraz da bize dönüp oynasaydınız.

***

Senfoni orkestrası müzisyenleri konsere mutlaka aç çıkarmış. Ancak konser sonrası bir yerlere gidip karınlarını doyurabilirlermiş. Sahneye aç çıkılması performans ile doğrudan ilintiliymiş.

 
Her zamanki gibi yine aç çıkılan konser sonrası üst başlarını değiştirmeden siyah pantolon, beyaz gömlek ve siyah papyonlar ile bir restorana gidiliyor.


Siparişleri almak üzere masaya gelen garsonun üstü başı da  orkestra üyelerininkiyle aynı. Siyah pantolon, beyaz gömlek ve siyah papyon. Gülümseyerek masadaki orkestra mensuplarına yaklaşıyor ve soruyor,
-Garsonluk kursunu bitiren kursiyerlersiniz değil mi? Kutlamaya geldiniz tabii; o zaman hoş geldiniz çömezler.

Orkestra üyeleri hiç bozuntuya vermeyip siparişlerini veriyor.

***
Bir Asya ülkesinde konser verilecek. Otuz yıl kadar önce. Müzik, sanat konusunda her ne kadar çokça bilgili, duyarlıysa da henüz hiç gelişmemiş yönleri olan bir ülke burası. Önce uçak ile başkente oradan da on dört saat boyunca karayolu ile konser verilecek şehre gidilecek.


Otobüs yolculuğunda mola vermek büyük sıkıntı. Çünkü alışıldık temizlik anlayışı ve kurallarının geçerli olduğu tek bir tesis yok burada henüz. Yolda bir benzinci var, tek orada fayans kullanılmış diye mola yeri orası olacak. Ve beklenen mola geliyor.


Tesisin el yüz yıkanacak yeri çok eskilerden bildiğimiz kare beyaz fayansla döşeli. Lavabolar da var. Ama o ne? Musluklar sökülüp alınmış. Götürülmüş. Bu durum, o an için oralarda musluk üretimi yapılmadığından ve ülkeye bu tür malzeme girdisi de olmadığından olağanmış.


Beyaz fayanslı mola yerinde fayanslar memnuniyet uyandırırken eller yıkanamadan çıkılıyor lavabolardan.
***

Antalya’da bir konser verilecek. Açık havada. Bir havuzun kenarında.


Orkestra konsere başlıyor. O an havuzdaki tüm kurbağalar da vıraklamaya başlıyor. Orkestra, kurbağa sesini bastırmak için daha yüksek perdeden çalıyor. Kurbağalar nazire yaparcasına daha da yükseltiyor seslerini bu kez.


Konser boyunca bu böyle sürüp gidiyor. Konser bitiyor, kurbağalar vıraklamayı kesiyor. Orkestra, tüm müzik yaşamları boyunca aldıkları en ilginç ve unutulamayacak alkış olarak hatırlıyor kurbağaların kendilerine eşlikte bulunmalarını.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 06.07.2017

Acemi.demirci@yahoo.com.tr;
 @AcemiDemirci

Paylaş :

10 yorum:

  1. Yaşasın kurbağalar!
    Karşılaştıkları tuhaflıklardan kimseyi incitmeden çıkabilen hazır cevap insanlara hep imrenmişimdir, sonrasında da gülümseten olmuşlardır her zaman. "Hoş geldiniz çömezler"... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Topluluklara anlam katan insanlar, böylesi insanlar değil mi?

      Güldürenler, hazır cevaplar bazen de "çömezler" diye seslenenler :)

      Sil
  2. Ne güzel anılar; ders verici, düşündürücü, eğitici... Keşke daha çok kayda alınsa.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları dinlemiş olduğuma çok seviniyorum. Müthiş anılar.

      Keşke böyle çoook anılar dinleyebilsem :)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Anı dinlemek hele de anlatan hakkıyla anlatıyorsa gerçekten doyumsuz. Yazılı halini okumayı da çok severim, seviliyor :)

      Sil
  4. Tüm anlatılan anekdotları ilk defa duydum :) geceme renk kattınız, teşekkürler paylaşımınıza :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeldiler dinlediklerim. Paylaşmadan edemedim. Yazarak :)

      Benden de çok teşekkürler :)

      Sil
  5. çok tatlı yazıydı bu :) son zamanlarda en sevdiğim yazın oldu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama ben de güzel anlatmış olmalıyım :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci