4 Temmuz 2017 Salı

Fıstıklı Baklava

Hayat mücadelesi yokuş çıkmak gibi. Hayatın yokuşlarında ter dökmek yani. O yüzden bu çalışmama tema olarak yokuşları seçtim.

Masasındaki küreye bakıp henüz görmediği Avrupa ülkelerinden birine yapacakları geziyi düşünüyordu. Sıkıntılı günleri geride bırakmış olmayı böyle kutlayacaklardı eşi ile. Az önce İzlanda’ya attığı iletiye henüz cevap gelmemişti. Gözü İzlanda haritası ile posta kutusu arasında gidip geliyordu.
 
Dar boğazdaki işyerinin işten çıkarılacakları arasındayken  şirketin atılım yapmak için açtığı yarışı kendi projesi kazanmış, karşılığında şirkette kaldığı gibi büyük bir para ödülü ile terfi kazanmıştı. Eğer işsiz kalsaydı, dolar ile borçlanarak on yıl kredi ile aldığı evinin taksitini ödeyemeyeceği gibi, hiç bir geliri de olamayacaktı. Geçen hafta bunları düşündükçe anlamıştı ki gördüğünden, alışılmış hayat standardından geri kalmak an meselesi! Ne hayallerle alınan evin elden gitmesi belki evsiz bile kalınması olmayacak şeyler değil şimdilerde…

Kaç gündür kutlamaları kabul ediyordu. Şirketin Gaziantep temsilciliği, başarısından ötürü ikisi kutuda, biri kocaman tepside fıstıklı baklava göndermişti. Hadi kutulardan birini kendine ayırsa geri kalan kutu ile koca tepsiyi ne yapacağını bilemedi önce. Sonra masasının altındaki düğmeye bastı. Oda kapısının dış üst kısmında koridor görevlisini çağırdığını belli eden ışık yandı.

Geçenlerde işe başlamış kırk yaşlarındaki kadın kapıyı usulca tıklatıp açtı. Çekingen bakışlarından ne kusuru vardı da çağrılmıştı tedirginliği okunuyordu.  

Gülderen, içeri adım atıp atmamakta kararsız kalmış gibiydi. Gel demeden içeri girmesi saygısızlık olur muydu acaba.
-Gel Gülderen, durma orada öyle.
-İçeri mi geleyim?
“İçeri, içeri” derken başını salladı Ethem.

Gülderen, Ethem’in masasına iki adım kala durup ellerini önünde kavuşturdu.  Ethem pek de güzel ambalajlı baklava kutusunu Gülderen’e uzatıp “Çoluk çocuk afiyetle yersiniz” dedi. Gülderen anlamadı ilkin.
-Gülderen, bu  kutuda fıstıklı baklava var. Şimdi bunu al. Akşam evine götürürsün. Ailecek afiyetle yersiniz. Oldu mu?
Gülderen, ellerini aceleyle kutuya uzatırken çok istediği oyuncak sonunda alınmış çocuklar gibi sevinmişti. Fıstıklı baklava kutusunu bağrına basacakmışçasına kucakladı neredeyse. Deminki tedirgin ifade yüzünden gitmiş yerine başka bir ifade gelmişti şimdi.
 -İlk kez biri beni insan yerine koyuyor. İlk kez biri beni düşünüyor. Ne fıstık ne de baklava tattığımız vardı senelerdir. Sağ olun.
-Ne demek Gülderen. İnsanız hep.
-Ama öyle görmüyor kimisi. İlk kez biri beni düşündü bunca yıldır. 
-Afiyetle yiyin Gülderen.
Gülderen teşekkür ede ede çıktı Ethem’in odasından.

Kapı kapandıktan sonra telefona uzandı Ethem. Gülderen’in de çalıştığı taşeron temizlik şirketinin başını aradı. Telefonu açan adamın “buyurun” deyişi yılgıncaydı. Yine hangi lavabo kirliydi; hangi odanın paspası ihmal edilmişti; sabah temizliği hakkıyla yapılmamış olmalıydı ki şikâyet işitecekti.

-Halil Bey, bir çalışanınızı gönderir misiniz yanıma lütfen? Hemen.
Halil, “Olur, hemen gönderiyorum” derken katın görevlileri kim bilir nereyi yarım yamalak temizledilerse laf duyacaktı işte bugün düşüncesiyle yüzü buruştu. Adil’i buldurup Ethem’in yanına gönderdi.

Adil, Ethem’in kapısını beti benzi atmış halde çaldı. İyi de, özene bezene paspas yapmış, tozları almıştı oysaki sabah. Ne olabilirdi ki göze batacak?

Azıcık aralanmış kapıdan Adil’in tek bir gözü gözüküyordu bu sefer.
-Gelsene Adil.
Adil kapıyı açıp durdu.
-Adil, içeri gelsen.
Adil  içeri girdi. Masaya iki adım kala ellerini birleştirip başını öne eğdi. “Buyur Ethem Bey.”
Ethem  koca tepsi baklavayı Adil’e uzatırken,
-Bunu aşağıya götür. Sen ve tüm çalışma arkadaşların afiyetle yiyin.
Adil gözlerini yerden kaldırıp fıstıklı baklava dolu tepsiye baktı. Baklavalar ne güzel görünüyordu. Çocukların, evde erişte kesen, tarhana hamuru yoğuran karısıyla  kendisinden sıkça istediği ama bir türlü  alamadığı o güzelim tereyağlı, fıstıklı baklava.
-Sağ ol Ethem Bey.
-Değmez Adil. Hadi bekletmeden afiyetle yiyin.
Adil, olduğu yerde kalınca Ethem,
-Söyle Adil. Beğenmedin mi baklavayı?
-Yok, yok da… Yedikten sonra tepsisi benim olabilir mi Ethem Bey?
-Tabii olur Adil. Baklavayı tepsisiyle veriyorum. İçini yiyin, dışını da sen al.
-Sağ olun Ethem Bey. Çok sağ olun.

Adil odadan hızla çıktı. Kapının kapanma sesini duyan Ethem, başını iki eli arasına aldı. Kaldırdığında gözünü masasının üzerindeki kürede, kast sisteminin insanları görünmez bir çizgi ile birbirinden hem de nasıl ayırdığı o uzaktaki koskoca, kalabalık mı kalabalık, baharat kokan   ülkeye çevirdi. Baklavayı uzatan elken birdenbire ona uzanan el olabilmenin her an mümkün olduğunu düşünüyordu…
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 10.03.2017, 12:11

Paylaş :

22 yorum:

  1. Gelişmiş ve demokratik bir İzlanda'dan, kalabalık olmasının yanı sıra insanlarının hem kültürel hem ekonomik anlamda çok kötü şartlarda yaşamak zorunda kaldığı Hindistan'a...
    Arada biz. Biz neyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Fıstıklı baklava memleketiyiz galiba :))

      Sil
  2. Geceyarısına doğru okuduğum öykü nasıl hoşuma gitti... kendi çalışma yıllarımı anımsadım, müstahdemiyle, müdürüyle, şoförüyle bir bütün olarak çalıştığımız yılları. Bir pamuk ipliğine bağlı olabilirken hayat, birden kuvvetli bir iplikle örülüveriyor sanki. Elinize sağlık. Çok etkilendim.

    Ayrıca bu saatte canım nasıl fıstıklı baklava çekti anlatamam :) yarını iple çekiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baklavayı verenin de alanlardan olmasının an meselesi olabileceği hayat kolay bir yokuş değil çoğuna. O yüzden yokuşları tema şeçtim. Çalışma hayatınızda benzer neler gördünüz kim bilir.

      Son cümleye şaşmadım. Bunu duyunca da gülüyorum :)

      Sil
  3. Ne güzeldi sıcacık .
    Bir kolay gelsin ,hayırlı işler demek bir merhaba ne güzel sözdür çok zor olmamalı.
    Bugün Eşimle İzbana binmek için istasyona geçerken insanların güvenliği adına orada olan gence hayırlı işler oğlum dedim kıyamam kal geldi çocuğa sonra toparlandı çok teşekkür ederim deyişi dolu doluydu.yazını okuyunca bu geldi aklıma şimdi.
    Eşimle özenle dikkat ettiğimiz bir konudur bu bir kolay gelsinin karşılığı mutlu olmuş bir çift göz ve sıcacık bir gülücük.
    Eline sağlık canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eşinizi de sizi çok takdir etmemek elde mi?

      Aynını ben de paspas yapanlara filan söylerim. "Kolay gelsin" derim. Gözlerindeki bakışı biliyorum.

      Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Kışın İsveç'teydim... Avrupa İskandinavya başkaaaa! :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günlüklerini okuduk. Seninle biraz gezdik oraları. Henüz İskandinav ülkelerini görmedim. Ama çektiğin karelerle gezmiş kadar olduk.

      Hoş geldin bu arada buralara :)

      Sil
  5. İnce bir çizginin ortasındayız... Günümüzde bir çok insanın yaşadığı stresli durum:( Özel sektörün hassas durumu... Kendi hayatlarımızdan kafamızı kaldırıp etrafımızda yaşananları, yaşayanları fark etmekte zorlanıyoruz. Birilerinin hayali yurt dışı tatili, birilerinin hayali bir tepsi fıstıklı baklva... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel yorum hele son cümle. Hayaller ile ilgili olan...

      Teşekkürler, sevgiler :)

      Sil
  6. Gülderen'in de Adil'in de mutluluğu nasıl anlamlı.. İnsanları sevindirmek ne kolay aslında..

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel bir öyküydü. Aradaki mesafeleri aşmak için fıstıklı baklava hatta bir güler yüz bile yetiyor işte.. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.

      Güler yüz, tatlı dil, halden anlama, değil mi? :)

      Sil
  8. heey bunu hatırladıım. izlanda çok merak ettiğim bir yer ayrıca. çok filmlerini izledim. sinemada çok iyiler. nüfus da az. oh. soğuk da ne güzel :)

    YanıtlaSil
  9. Çok gü<el bir doğası olduğunu hep duyuyorum. Görmeyi çok isterdim.

    Kalabalık olmaması da yormaz :)

    YanıtlaSil
  10. Öykü ilginç olmuş. Bu kişinin bir endişesi mi vardı? Bir anda diğer yöne düseceğine dair öngörü oluşturmuş.
    Aklımdan çok şey geçtiği halde düşüncelerimi toparlayamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öngörüsü de yok, öykü öngörü üzerine de değil :)))
      O kişi, işyerinde işten çıkararılacaklar listesinde yer almaktayken bir proje geliştirip açılan yarışı kazanıp işinde kalıyor. Ve terfi ediyor.

      Öykünün ikinci paragrafı :)

      Sil
  11. o baklava kutusundan para çıkacakta öyküye dönecek sandım bir an :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu öykü, gerçek. Ben yazdım. Yazarken katkılarım oldu ve öykü oldu :)

      Sil
    2. öykü tabi, yani demek istediğim uzayacktı içinden bir şeyler çıkacaktı sandım

      Sil
    3. Bazen ben de böyle düşünüyorum okuduğum bazı öyküler için :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci