8 Ağustos 2017 Salı

GÖL GAZİNOSU ve ZEKİ MÜREN

Bu çalışmama tema olarak, efsaneleşmiş kişi, sanat, her  ne olursa ona ithafen efsanemsi olgular seçtim.


Sıtkı, yine kız kardeşinin kocası ile tavla oynamaya koyulmuştu. Hala kimseleri beğenmeyip evlenmemekte direnen Sıtkı, akşam yemeğini hep kız kardeşinde yer sonra da tavla oynardı, evinin yolunu tutmadan önce.


O sıralar Gençlik Parkı’ndaki Göl Gazinosu’na Zeki Müren gelmişti. Herkes sesi buğulu ve pek değişik olan bu sanatçıyı dinlemek için akın akın Gençlik Parkı’na gider olmuştu. Toptancı dükkânındaki tüm gün açık olan radyodan sıkça şarkılarını dinlediği bu sanatçıyı Sıtkı da izlemek istiyordu. İstiyordu daaa… Parasına kıyamıyordu. Aklına tavlada sıkça yendiği kız kardeşinin kocasına bir yolunu bulup bilet paralarını ödetmek düştü. 


O akşam tavla oynamadan önce  “Yenilen bizi Göl Gazinosu’nda Zeki Müren dinlemeye götürecek”  dedi. Kız kardeşinin eşi Şeref esini çıkarmadı.


Tavlayı Şeref kazandı. Sıtkı bu sonucu hiç beklemiyordu. Canı fena sıkıldı. Çünkü konsere kendi başına gitse tek bilet alacaktı. Oysa şimdi üç bilet parası ödemek zorundaydı. Kız kardeşinin sekiz aylık bebeğini bahane etti. “Gidelim istedik; ama çocuğu hiç düşünmedik.  Hadi ağlarsa! Hadi durmazsa!” gibi bahaneler sıralamaya başlayınca kardeşi de Şeref de Sıtkı’nın niyetini zaten bildiklerinden üstüne üstüne gittiler. Sonunda Sıtkı bahane bulamaz oldu. Sadece “Çocuk bir vık desin hemen kalkarız gazinodan” diyebildi. Bu da yetmedi kardeşi de, kocası Şeref de “Kalkarız tabii” dediler.


İki saate kalmamış Gençlik Parkı’ndaki gazinoya gelmişlerdi. Sekiz aylık bebek, o kalabalığın içinde nereye bakacağını şaşırmıştı. Sahne ışıkları yanınca minicik, küçücük ellerini, kollarını ışıklara uzattı da uzattı. Güldükçe güldü. Agular gugularla kendince zıplamaya başladı.  Neşelendikçe neşelendi.


Bebek pek güzeldi. Sarı sarı cılız saçları henüz çıkmaya başlamıştı Kocaman mavi gözleri de gülüyordu kendisi gülerken.


Bebeği gören ona doğru geliyor, kucağına almak istiyordu. Sonunda birisi annesinin kucağından kaptığı gibi havaya kaldırıp kollarıyla sallayarak severken bir başkası da onun ellerinden kaptı bebeği. Sonra gençten bir kadının kucağındaydı bebek.


Bir anda bebek elden ele dolaşmaya başlayınca annesi de dayısı Sıtkı da paniğe kapıldı. Sıtkı yerinden fırladığı gibi kalabalığı yara yara bebeğe doğru ilerledi. Üç kadın bebeği sevmekteydi. Hışımla çekip aldı bebeği ellerinden. Ceketinin altına sakladı. Ceketiyle sardı yeğenini. Elinden alamasınlar diye. İki kolunu da göğsünde kavuşturmuş halde kardeşi ile kocasının yanına geldi. “Kalkın gidiyoruz. Konserin sonuna kadar kalırsak bebek elden gidecek” dediğinde  konser başlamamıştı bile daha.


Sıtkı ne onca istediği konseri dinleyebildi ne de en önde kaptığı yerin tadını çıkarabildi. Üç bilet parası ödemiş olmakla kaldı.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 13.07.2017, 23:22

Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
 
Paylaş :

8 yorum:

  1. Sıtkı için çok hoş olmasa da güzel bir yazı olmuş.Bu arada Zeki Müren deyince hep babam gelir aklıma.Onun şarkılarıyla büyüdük diyebilirim.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzelmiş :) Sanatsever bir aile :)

      Babam'ın plakları ve pikabı vardı. Çok uzun süre sakladı. Sonra verdi birilerine :)

      Sil
  2. Güzel bir hikayeymiş, ah Gençlik Parkı, çocukluğumun unutulmazları arasında, ne mutlu olurduk özellikle akşamları nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez, ikide bir senin hikaye gibi çocuklar kaybolur, anons edilirdi "5 yaşında çocuk kaybolmuştur müracaat şuraya" diye:)))rahmetli annem, babam Zeki Müren'i orada izlemişlerdi. Hiç unutmuyorum. Eline sağlık...çok severek okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gençlik Parkı ile ilgili anılar çağrıştırmasına çok sevindim öykümün. Orada Roma dondurmacısı vardı mesela. Bizi de daha okula gitmiyorken o dondurmacıya giderdik. Gölde kayıkla gezer, bazen gazinolarında konser izlemiştik. Nikahlar olurdu. Epeyce bir nikaha gitmişliğim var oradaki salonda. Luna Parkı'nda çok eğlenirdi çocuklar. Biz de çok gitmiştik :)

      Sil
    2. Biliyor musun, sihirli değneğim olsa Gençlik Parkı'nı yine o yıllardaki haline döndürmeyi istiyorum. Hoparlörlerden kadın şarkıcıların sesleri böyle ekolu ekolu gelirdi hatırlarsın:)))çocukluğumun en güzel günleri Gençlik Parkı'na gitmekti, küçük tren, lunapark, rahmetli dayımla orada akşam yemek yemiştik, söğütler suya değiyordu, tıklım tıklımdı, tek boş masa yoktu....:(((şimdi çok perişanmış diyorlar:(

      Sil
    3. Çok uzun zamandır görmem mümkün olmadı. Ben de öyle duyuyorum. Ve üzülmeden olmuyor. Çay bahçesi, dondurmacı, havuzda kayıkla gezme, lunapark gibi müthiş kültürler vardı. Gazinolar da müzik kültürüydü.

      O sihirli değneği bir bulsak :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci