2 Ekim 2017 Pazartesi

Kaypak Dizelerden Kayan Yıldızlar

Alev saçlısından gümüşisine, takım halindekinden burçlarına, yön gösterenine göğün elmastan yüzük taşları, yıldızlar. İçi siyah sedef kaplı istiridyelercesine gök karanlığın inciden ışıltıları. Kuzeyin feneri.  Gündüz saklı, gece yanıp sönenler. Sıcak, soğuk, donmuş, batmış, kuyruklu, uydulu, kayan yıldızlar. Gecenin doyulmaz seyri, göndersek de selamımızın gidemeyeceği en uzak mesafedekiler. Şairin dediğince. Dünyamız da mavi yıldız.

Gökteki bu elmas saçıntıları, dünyamızdaki her şeyin sorumlusu da bellenirler. Bir çocuk doğarken yıldızı yüksekse şanslı olacak bilinir, yıldızı düşükse hayatı kolay seyretmeyecektir. Yıldızları uyuşmayanlar anlaşamazmış denilene göre. Sinemada parlayanlara yıldız denilmekte. Doğa olaylarında ve tarihte güya belirleyicilermiş. Hayatı, döngüleri etkileyecek gelişmelerin öncesinde yıldızların durumu, güneşin, ayın tutulmasının etkisi varmış diyorlar.


Toprak bileşimli birbirinden apayrı insanlar da birer dünya. Eski Türk filmlerinin naif repliklerinden biri “Seninle ayrı dünyaların insanlarıyız” der. Gel de gülme! Anlatamadığımız, anlamadığımız her şeyin kaçışıydı bu replik bir dönem.  Aynı dünyadan tanımı ne? Aynı şeye sevinmek ya da kederlenmek mi? Oysa birbirini çekenler zıt kutuplar değil miydi? Neyse, sadece bir replik bu.

Dünyadaki her insan, her canlı birer dünya iken kumuyla suyuyla aynı olamayan dünyalar gibi huyuyla suyuyla aynı olabilmek!!! Dünyada olmaz! Diyelim ki suyun dünyası. Sıvı, katı, gaz halinde de olsa  o sıvı da, katı da, gaz da su! Ama su bile aynı değil halleriyle. Tadıyla da tuzuyla da aynı değil derede denizde. Aktığı yatağı bie kah yerin altında kah üstünde. Soğuksa alabalığın dünyası olur tatlıysa yayının. Tuzluysa deniz nbalığının dünyasıdır su.  Ama hepsi de su… Susuz hayat olmaz; ama sel olursa hayat kalmaz. Tufan olursa hele… O iki hidrojen bir oksijen diye tanımlanan su, derede, çayda, gölde, denizde, aysbergde, bulutta, yağmur damlasında başkalaşır. Su dünyası bile ayrı ayrı dünyalardır yani. Döngülerde damladan deryaya yolcu olan su, dünyanın yani yaşamın  mayasıdır.

Üzerinde gezinen canlı olsun olmasın. Atmosferinde nefes alınabilsin alınamasın. Yıldızlar birer dünya. Dünyalar iç içe.  Tek bir dünya, aslında sayılamayacak dünyanın teklik hali. Yer küre bizim dünyamız. Dünyamız deyince aklıma ne geliyor? Gök, yer, deniz, dağ, orman, çöl, toprağın altındakiler üstündekiler? Ya da hepsi? Yani çokluğun birliği…Mağara kuytularından ağaç kovuğuna, yanardağ ağızlarından denizin dibine tek olmak! Bir de dillerden düşmeyen bir yalan dünya var ki… Hangi dünya  o?
 
O halde nasıl olabilir  zaten herkes ayrı ayrı dünyalarken ayrı dünyaların insanı olmak? Su bile kendi dünyasında biçimden biçime girmişken?

Çocukluktan yetkinliğe kendi dünyamız bile aynı kalamıyor. Yaşam boyunca fiziki değişimden görmüş geçirmişliğe, deneyime, varlığa yokluğa nice dünyaların kapısından girilip çıkılıyor. Bastığımız dünya aynı olsa da yaşadığımız koşulların oluşturduğu dünyalar asla aynı kalamıyor. O naif replikteki gibi nasıl ayrı ya da aynı dünyaların insanı olunabilir? Ayrı dünyalar nedir; aynı dünya nedir hem? Kuru laf mı? Öyle olmalı, evet! Ayrı olan yaklaşım, anlayış, anlatım gücü ve bakış açısıdır tek!

Gök, başı sonu belirsiz sonsuz halde uzanırken öyküleri apayrı nice ayrı dünyalar gezinmekte o bilinmezde. Bir rivayete göre buz kesip donmuş Neptün’ün uydusuyken uzağa ıramış Plüton mesela.  Söylentiye bakılırsa atmosferi çok zaman önce uzaya kaçmış, üzerinde  hayat var mı yok mu tartışılan kızıl yüzeyli Mars veya. Güzelliğiyle büyüleyen; ama sonuçta toz kütlesi olan halkalarıyla Satürn ya da. Bunca dünya arasında aynı olabilen hangi dünyalar?

Ya içimizle dilimizdekiler, iç dünyamızla dışa vurdukları bir olmayan dünyalar olan bizler, bizim dünyalarımız  Diyelim ki edebiyat dünyası… Kalemden dökülen her satır bu dünyanın içine girebilecek cinsten nitelikte midir? Bir edebiyat dünyasının anılabilmesi için elbette Shakespeare, Balzac, Dostoyevsky, Fuzuli olacakken onların çatısı altında  birileri de yuvarlanıp gitmekte midir? Yetenek değil, yazar kisvesiyle kalemden can simidi olup da  yetişmek mi  o kapının anahtarı yoksa? Yazar kisvesiyle?

Yıldızlar yol gösterici de olurlar. Kutup Yıldızı yani. Diğer adıyla Demir Kazık. Kuzeye demirlemiş dev elmas. Oysa insan dünyası hep değişim halinde. Fiziki ya da düşünsel. Diyeceğim kişilerin kendi dünyaları bile sabit değil. Öyle ki herkes zaman içinde görüntüsünden bakış açısına değişecek, gelişecek veya gerileyecektir.  Dünyası başkalaşacaktır yani. O zaman aynı dünya, hangi dünya?
Akarken deresinden nehrine, dökülürken şelalesine, yaparken damlasına, damlaların birikip denizlere dönüşmesine farklılık gösterdiği suyun buhar olup da nehirleri, gölleri kuruttuğu dünya mı?
 
Çocukluktan gençliğe derken göz açıp kapayana kadar nasıl geçti bunca yıl dedirten yaşlıların dünyası mı?

Kuluçkadayken yangın çıksa, kedi gelse kaçmayıp yumurtalarını beklerken yavruları yumurtadan çıkıp palazlanınca yeni yavrular büyütmek üzere  onları yuvadan uçmaya zorlayıp sil batan kuluçkaya yattan kuşların  dünyası mı?

Ondan başka anne olamayan, tarlada o, çile çeken deyince o, eş deyince o; ama kah ona varmadı diye kah beni bırakırsan yaşayamam diye diye kendi yaşayıp da hayatı alınan o, hayatını alan kravat takınca kolayca yeniden insan içine çıkanların eklinde hayatı kararanlar o… Yani kadınların dünyası mı?

Zenginliği sabahları okul kantininden poğaça alıp yemek sanan yoksul çocukların dünyası mı?

Mavisini de yeşilini de horlayıp yok ettiğimiz dünya mı? Sonra kızıl bir gezegende yaşayabilir miyiz diye kara kara düşünüp koloniler  kurma peşinde olduğumuz yıldızlar mı?

Hele o kaypak dizelerin dünyası yok mu? Bir bakarsınız ölüp biter sevdadan, bir bakarsınız  tası tarağı toplayıp o dizelerden göç eder şairlerin uçarı hisleri yeni bir avuntuya. Ne seninle ne sensiz der dize bir bakmışın, bir de bakmışın ki  ardından daha başka kimlere kalemden benzerlerinin döküldüğü  dünya mı?
 
Güya anlattığımız oysa kem küm edip sonra da o belirsizlikte anlaşılmayınca sitemlerimizi göktaşları gibi anlamayanlara yağdırdığımız gel gitli iç dünyamız mı? Yoksa kala kala sevgiyi dilden düşürmezken sevgisizlikle suladığımız yalan dünyamız mı? İçimizden dışımıza dünyamız yalan mı yani? O halde bırakalım iç dünyamızın kapıları açılsın; gökten kayan yıldızlar dolup, ışıtsın yürekleri.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.08.2017, 11:17
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci

Paylaş :

12 yorum:

  1. okumuştuk diy mi. üstten 3. fotoooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bizimsemaver'de :)
      Datça'dan kareler.

      Sil
  2. Keyifle okudum, bilimsel olarak hepimizin yıldız tozundan yapıldığını düşündüm ama niyeyse birbirimizle geçinemiyoruz:)))Eline, emeğine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimyası, atmosferi ayrı yıldızlardanızdır da ondan :)))

      Çok teşekkürler Müjdecim :)

      Sil
  3. Dünya ve yıldız bakmadığımnız bir pencereden notlar gerçekten,kalemine sağlık.........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük dünyalar olarak koskoca dünyalara başımızı kaldırıp da baksak ne güzel olurdu :)

      Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Yıldızlar berrak ve aydınlık gecelerde var olurmuş. Hükmümüz gökyüzüne de geçince yıldızları da yok ettik. Artık gözümüz şairlerin yıldızlı mısralarında. İyi ki onlar hep var olacaklar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şehir ışıklarının kirliliğin olmadığı Muş'un tarijhi köprüsünden yıldızlara bakınca daha önce yıldız gördüm diyemeyeceğimi anladım. Öyle parlak, öyle ışıl ışıl ve kocamandılar ki. Müthişti. Buradan, metropol ışık kirliliğinden ne mümkün o hatta birkaç derece daha düşüğü güzelliği görmek gökte :)

      Sil
  5. yıldızları merak ediyorum gerçekten o kadar etkisi var mı diye, misal benim ki düşükmüş, hemen etkileniyormuşum :s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir fikrim yok bu konuda; ama öyle olduğunu söyleyen, inana çok :)

      Sil
  6. son yazımdaki öykü yarışmasına katılsanaaaa :) senin yazabileceğin bir konu yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Yazılarıma yani öykülerime güvendiğin için çok teşekkür ederim. Bakacağım. Akşama :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci