2 Ekim 2017 Pazartesi

MUTLULUK ? : ( ) ; - , + !

Daha önce noktalama işaretleriyle dolu bir başlık kimselerce atılmadı belki de. Eğer öyleyse şimdi tam sırası.
 
Diyelim ki mutluluk yazıp bitimine iki nokta üst üste koysak. İki noktadan sonrası bir tanımlama bekler. Ne tanımlar gelmezdi ki mutluluğa dair. Kentlisinden köylüsüne, yaşlısından gencine, dar gelirli baba ve çocuğundan instagramdaki zengin çocuklarına, bir damla su bulamayanlardan, çöpten beslenenlerden masasında tek kuş sütü eksik olanlara. Bir şeylere geç kalmışlardan zamanın, yerin ve insanın doğrusuna  denk gelememişlere.  Hatta erkencilere. Tanımlar, herkesin yüzdüğü deniz nasılsa ona benzeyecektir.

“Mutluluk” yazıp virgül koysak hadi. Birbirine benzemeyen halkalardan oluşan bir zincir dizmek gibi olmaz mıydı yaşantıları birbirine ulamak? Hayat cümlesini kurmaktaki sanat, noktadan uzak olmak değil midir?

Mutlu olmak, parantezler açmak mı yoksa? Halimizi belki herkesten çok kendimiz anlayabilelim diye yan açıklamalarda bulunmak yani… Öyle ya, leb demenin  leblebi demek  olduğunu herkes anlamayabilir. O zaman aç bir parantez mi?

Ya noktalı virgül? Ayrı iki cümlenin noktalı virgül ile bire dönüşmesine ne demeli? Düz cümlelerin sonunda nokta, içinde virgül olur. Oysa hayatı noktalı virgüller ile birleştirmek… Ustaca. Sabrın, anlayışın, dayanıklılığın, tipiye borana karşı koymanın, kararlılığın, sebatın göstergesi. Nokta koymaya meydan okuma, noktalı virgülle…

Eksiler, artılar var bir de hayatta. O zaman eksi ya da artı da olabilir mutluluğun tanımı. Kimisi için para ne kadar artarsa mutluluk o kadar artacak kanısı  hakimdir. Kimisi için  sosyal medya hesaplarında hayatınızdan şu kişileri çıkarın gitsin başlıklı listelerin getirisi, artısı mutluluk sanılabilir.  Sosyal medyada eksiltmek, mutluluk sapağına, sokağına sapma işaretidir bir yerde. Böylesi paylaşımların sahipleri, liste yapıp kendilerince eliyorlar mı kimilerini  bilemiyorum. Hadi telefon listesinden çıkardılar, akıllarından çıkarabiliyorlar mı? Yani eksi demek, bilinmezlik demek. Eksiltirken eksilmek demek. Eksiler, getiren değil götürenler o zaman. Götürülecek tek bir şey kalmadığında peki? Ya sonrası? Mutluluk dımdızlak yapayalnızlık mı o halde? Hiç sanmam…

Eksiler şöyle dursun, artılarla olsun işimiz. Arttıralım… Ama neyi? Parayı pulu mu? Bu herkes için her an olabilecek bir şey değil tabii. Yemekten barınmaya, eğitimden sağlığa her şey para ile. Giderek yozlaşıp vahşileşen dünyada ne yazık ki takas ile geçinilmiyor Çatalhöyük’te yaşamışlar gibi. Ekmek, su, baş üstündeki dam hep para. Yoksullar daha  iyi hayat için para peşindeyken çok paralılar da çok mutlu değil. Parasızlık mutsuzluğun sebebidir; ama mutluluğu satın alabilir mi?

Bir işaret var ki… Ünlem! Hani hayret işareti. Mutluluk da çoklukla hayretle gelmez mi? Diyelim ki sınav sonucunun içinde olduğu zarfı açtıktan sonraki gülümseme. Küçücük de olsa bir sevinç tatmak, mutluluk tatmaktır aslında. Yoksul bir çocuğun her sabah okul kantininde  başka çocukların elinde gördüğü poğaçayı kendi elinde görmesi mesela. Ya da bir babanın okulların açılmasında çocuğuna sorunsuzca ayakkabı, çanta, kalem, silgi, kitap alabilmesi o babanın mutluluğudur. Yeterli olabilme duygusu  mutluluğun mayalarından olmalı. Malum, bazen arkasından koştuklarımızın, bazen önünden yürüdüklerinizin hızıyla aynı değiliz.
 
Mevsimlerden  hangisi mutluluğun tablosu olurdu?  Uyanış olan bahar mı; rengârenk çiçekli? Bahçede ayrı kırda ayrı kokudaki. Cıvıl cıvıl yaz mı; meyve yüklü ağaçlarla? Yaz geceleri mi; ay ışığının, mehtabın altında? Romantizmin renklerini kucaklamış sonbahar mı? Yoksa iç karartıcı her rengi kapatıp pırıl pırıl yanan kar tanecikli kış mı? Buz kesmiş de olsa. Mutluluk sıcak mı, ılık mı, soğuk mu? İnsanlardan, sevdiklerden soğumak mı? Ya da buzları eriten tatlı rüzgârlar mı?  Çiçeklerin açtığı ilkbaharla çiçekleri solduran sonbahar arasında gezinmek mi? Hangi mevsim tek başına anlamlı olurdu? Yazın anlamı kışla, ilkbaharın anlamı sonbaharla pekişmez mi? O zaman gerçek anlamda mutluluk acıdan tatlıya her tadın bilinmesi değil  mi?

Sonradan görmelik sayesinde buldumcuk delisi olmanın yaman çelişkisi mi bazen mutluluk? Doyumsuzluğun mutsuzluk olduğunda, karın tokluğunun mutlanmaya yetmediğinde hırpalanan tek kavram mutluluk değil mi? Kırıp dökmek mi; kırıkları birleştirmek mi mutluluk? Güzellikleri öğreten hayatın zorlukları değil mi?  Acı olmasaydı tatlının  anlamı bilinebilir miydi? Yaralarımızı bir biz bilirken herkesin o yaradan haberdarmışçasına duyarlı olmasını beklemelerimiz, alınganlıklarımız, yanlış değerlendirmelerimiz mutluluğa hangi tadı katar? 

Mutluluk hayat gibi aslında. Aynı anda her yanda süren hayat bir noktaya geceyi, upuzak başka bir noktaya gündüzü yaşatır. Bir yan kıştır, bir yan  bahar, yaz. Bir yerler de susuzluktan kavrulmaktadır. Mutluluk, acılısından, tatlısından, tuzlusuna duyumsanacak ne var ne yoksa bir harman. Hüner, başarılabilirse tartıda acının ölçüsünü mümkün olduğunca az tutmakta. Ölçünün belirleyicisi tek biz değiliz elbet. Ailesinden mahallesine, kentine, buzdolabının içinden geçime çevrelendiğimiz maddi, manevi her koşul. Yine de  kimileyin ölçüyü mutluluktan yana taşırmak bizim elimizde..

Mutluluk, sineleri delmek mi; sinede yer etmek mi? Sineye çekmek mi ya da? İç geçirmek mi; içe işleyenlerden olmak mı? Kurulmuş köprüleri korumak mı; köprüleri atmak mı? Bu soruları samimiyetle cevaplayabiliyor muyuz?

Yanıtlar da sizi mutlu etmediyse o zaman mutluluğu bize bir Japon sanatı anlatsın. Herkes bilmiyor bu sanatı. Adı kintsugi. Kırılan porselen, seramik parçalarını çöpe atmayıp altın ya da gümüş tozlu boyalarla yapıştırma sanatı kintsugi.  Yani yaşamın bir yerinde kırıklık varsa değer katarak birleştirmek. İşte mutluluk!
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.09.2017
acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
Paylaş :

10 yorum:

  1. Önce sağ sütunda birbirinden tatlı çocuk fotoğraflarını izledim, sonra da aşağıdan yukarı okudum yazınızı paragraf paragraf. Koyduğumuz noktalama işaretleri ile anlamını buluyor aslında kelimelerimiz, sizin dediğiniz gibi mutlulukta kimisine noktada kimisine ünlemde gizli. Gönülden yazılmış, güzel bir yazı okudum, sağ olun.
    Dünya tatlısı modellerinize de koca bir maşaallah gönderdim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Nefis bu yorum :))

      Mutluluk, çocuklar ve çocuk gülüşüyle özdeşleştiği için tema olarak çocukları seçtim. Hepsi de birbirinden tatlı şekerler.

      Maşaallahı hak ediyorlar.

      Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Baştaki çocuk fotoğrafı öylesine güzel ki bir parantez açılıp hiçbir şey yazılmayabilir de. Çocukluktan kırık parçaları atmayıp yapıştırmayı öğretebilsek çocuklarımıza hepimizin mutlu olması daha mı kolay olurdu acaba? Çok severek okuduğum bir yazı oldu.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu da ben öyle sevdim.
      O çocuk çok güzel. Bu yaz gidip görmek istedim; ama zaman çok kısıtlı gidemedim. Büyümüştür o güzel kız. Kale arkasında, taş evde oturuyorlar. Mimarisi, bahçesi müthiş bir yer. Bahçesinde adaçayı bile yetişiyor. Dedesi de canlı tarih. Fevzi amca. Üç yıl ya da biraz daha fazla oldu resmi çekeli. Altı kuzendiler o kademeli, görüşü, manzarası olağanüstü yerde büyüyüp, oynayan.

      Çok teşekkür ederim. Sevgiyle :)

      Sil
  3. bunu okumuştuk diy mi. üstten ilk foto ne tatliş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kadınhaberleri'nde :)

      O çocuk çok sevimliydi. Bu yaz bulamadım yani vakit olup da gidemedim. Seneye onu yeniden görmeyi ve birkaç yaş büyümüş halini karelemeyi istiyorum :)

      Sil
  4. Mutluluk noktalama işaretlerine göre değer buluyor değil mi? Ne güzel bir yazı olmuş yine. Hele sondaki Japon sanatı ayrı güzel. Fotoğraflara sözüm yok zaten. Kaleminize sağlık:)

    YanıtlaSil
  5. Noktalama işaretleri tek başına anlamlı bir anlatım. Çok kolaylaştırdı benim anlatımımı da :)

    Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  6. Japonların bu bakış açısına bayılıyorum.Yıllar önce öğrendiğimde baya etkilenmiştim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonlar'ın her hallerini beğenmemek mümkün mü? Çok ender beğendiğim dizi çıkar. O zaman seyredecek bir şey aramak gerek. İmdada Japon NHK World. Çok güzel bir kanal. Japon doğası, sanatları, denizleri, dağları, yemekleri.... Daha neler neler :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci