31 Ağustos 2017 Perşembe

Elektrik direklerinden düşen ışığın, yağmur suyu birikintisindeki aksi; dün akşam

Dün akşam

 şimşeklerle yağan yağmurda

 oluşan su birikintisine

 elektrik lambasının ışığı vurunca,

 Ankara.

Fotoğraf gruplarımdan sonra blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 31.08.2017
acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
Paylaş :

Uzaktaki yakınlardakilerin bir sofrada buluştuğu gün

Bayram, haliyle sevinçleri ve büyüklerle küçüklerle, uzaktakilerle yakındakilerle, akrabasından, arkadaşından, eşinden dostundan, komşusuna bir arada olmaları anlatıyor.


Özellikle hepimiz için artık yadsınamaz bir gerçek olan şimdilerde  değil aynı köy, aynı mahalle, aynı şehir, aynı ülke de bile yaşamadığı  ailelerin gelebilenlerinin bir araya gelmelerini sağlayan sayılı günler  artık. Çünkü iş nedeniyle, okuma ya da başka yerde yaşamayı tercih etmiş olmak nedeniyle  artık aileler darmadağın. Bir de koşturmacalı metropol hayatından kaçmak anlamında bu çağda bayramlar. Trafikten, kalabalıktan, keşmekeşten,  gürültüden, kirli havadan mesela. Gerçi bu kez de kaçıp gidilen o kendi halindeki küçücük yerler kalabalıklaşmakta, kaçılıp bırakılan yerler  yani çoklukla metropoller, şehirler tenhalaşmakta şimdilerde. Hepimizin başında bu haller malum.

İlk aile büyükleri,  anne babalar ziyaret ediliyor.  Çoklukla da orada bir sofra beklemektedir el öpmeye gelenleri. Çorbalısı da var tuzlusundan böreklisine olanlar da.  Şeker ikramı olmazsa olmaz elbette. Sofralar, başta kuranların sonra   herkesin istediğince, görmek istediğince osun dileyelim bir kez daha.

Görsel olarak öyle bir masa değil de kolayca kurulabilecek, peynir zeytinli bir kahvaltı masasını  paylaşmak daha  yeğ bence.

Muhtemelen bu akşamdan itibaren bayram boyunca belki de internete ulaşamayabileceğim ya da çok kısıtlı zamanlarda ulaşabileceğimden;

Kurban Bayramımızı şimdiden kutlar, ailenizle, sevdiklerinizle, yakınlarınızla, eşiniz dostunuzla  mutlu ve sağlıklı nice mutlu bayramlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 31.08.2017, 10:23

Paylaş :

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Ankara'da bir kanat sesi; Pııırrrr

Sese o kadar duyarlı ki.


Dünden beri zaten gözü bende. Balkonda. Deklanşör sesiymiş yakınlaştırma sesiymiş hemen duyuyor onca mesafeye rağmen. Ve hemencecik  pııırrrr…


Durduğu yerde yarım dakika bile durmuyor. Hemen uçuyor.Gerçi öyle olsun, av olmaması için.

Ama ben fotoğraf çekemiyorum o hep oradan oraya uçar haldeyken.


Kaç kez deklanşöre bastığımda karşımdaydı; ama kadraja bakınca boş. Yine pııırrr.
Akla karayı seçmek onu karelemek.


Neyse bir şeyler çektim.
  

İlk kare, fotoğraf gruplarımda ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin yüksel (Acemi Demirci), 20.08.2017, 17:08

 @AcemiDemirci


Paylaş :

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun


  


Paylaş :

29 Ağustos 2017 Salı

Ucu ponponlu kuyruklar

Ötelerden berilerden, ilerilerden uzakça yerlerden köpekler topluca havlıyorsa anlarım ki bir boz tavşanı ya da tilkiyi kıstırdılar. O zaman havlamaların bir an önce kesilmesini beklenir sabırla.

Nasıl havlıyorlar yine köpekler, nasıl. Tilki ya da tavşan kokusu almış olmalılar. Arada havlamayı andıran; ama o  çok belirgin farklı sesi duyunca zorda olanın tilki olduğunu anladım.

Tepelerdeki fidanları sulamaya  geliyor teker teker  çalışanlar. Ta nerelerden toprak yoldan yürüyerek diğer tepelere ulaşmayı  seviyorlar. Başlarında birer güneşten solmuş kep, şapka.

Bir metal çubuk üzerinde beyaza boyalı kitap büyüklüğündeki tenekelerle ile işaretli yerlerdeki  vanaları açıp hortumu ellerine alıyorlar. Tepe silsilesine geniş aralıklarla yayılırlar. Tek tek su tutarlar çam köklerine. Onları seyre koyulmuştum ben de en az yarım saattir.

Bir ara tepelere tırmanan orman içi  yola kaydı gözüm. Ne göreyim! Kulak kenarları sürmeli,  ucunda sanki ponpon olan kuyruğunu görünce tilkinin kurtulduğuna da tam karşımda olmasına da sevindim. Tam karşımda dediysem ben de bir tepe yüksekliğinden bakmaktayım, o da yine hatırlı bir mesafe uzaklıkta.

Makinemi kaptım. Aslında renk ayarı gerekirdi. Güneş çiğ ışıklı o an. Silik çıkacak. Ancak ayara vakit yok. Birazdan yolda kalmaz ve gözükmeyeceği sıklıktaki çamların, otların arasına dalar.

İşte kaşla göz arasında, iki ayağı bir pabuca girerek deyimlerinin hakkını vererek  çektiğim ilk  kare, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 29.08.2017, 10:34

Paylaş :

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Saat 7. Sabahın İlk Günaydınları; Doğanın Dillerinden



Duymadığımız ya da tercümesini yapamadığımız "Günaydınlar" var!!

Sabahın erkeni. Saat yedi. Arka balkondayım. Tepelerin ortasından keklik sürüsü uçuyor. Boz kanatların çırpışı tez tez. Bir bayıra konuyorlar. 


Uzaktalar. Ötüşleri  duyuluyor. Konmuş halleri görülmüyor.

İspinozun sesi geliyor.  Hemen tel çitin üstünde görüyorum onu. O tombul karnındaki tüyler rüzgarda uçuşuyor. Biraz durup havalanıyor. Deklanşörün sesinden tedirgin oldu zira.



Bana hep köy yolunu andıran ancak önünde sadece kalın demir zincirle sabitlenmiş bakır maşrapalı  taş bir çeşmenin olmadığı kavaklar ın dizildiği kısacık yol boyunca bakınıyorum. 


En uzun kavağın en üstünde bir boz leke. Kerkenez güneşleniyor.  



Ben, güneşin açının, ışığın çok elverişsiz olduğu bulunduğum yerden kerkenezin  karelerini çekmeye çalışırken boz tavşan ortalarda dolanıyormuş da haberim yokmuş meğer. Tesadüfen başını çevirince bir anlığına gördüm. Birkaç saniyeliğine. Ve tek bir kare çekebildim.


Tavşanlar  hemen gözden kaybolur. Koşarken daha rahat görülebilirler. Durdukları yerde bir sağa bir sola dönerler. Sonra yeniden döne, döner, döner, otları yer,  biraz giderler ve bu böyle devam eder. Hangi yöne, ne yana sapacaklar  tahmin edilemez.


Tavşanın da günaydınını aldıktan sonra açık balkon camları destesinin öte yanındaki yine açık pervaza, birkaç gün önce  gözlerinden rahatsız  olup da gözleri kapandığından uçamayıp mutfak penceresine konan, kapalı gözlerini silerek açtığım güvercin yavrusu gelip, kondu. Palazlanmış birazcık Güvercinler insana pek yanaşmaz. Kumrular daha sokulgandır


Günaydın demeden geçemedi belli, dostluk gördüğü ellere. Teşekkürü için de tam kollarımı dayadığım pervaza değil,  uzun balkonun cam silsilesi berisindeki pervaza kondu. Aramızda camdan desteler. Ama en fazla bir iki metre :)


Resmini çekmeye çalışsam ürker. Biraz kaldı konduğu yerde. Baktı baktı. Anladım. Uçabildiği için, hayatta kaldığı için mutlu. Teşekkür ediyor kendince. 

Mutluluk çok uzaklarda değil gerçekten bazen. Bir güvercinin kanadında. Bir yavru güvercinin iltihaptan kapanmış gözleri açıldığında karşısında ilk gördüğü kişiye şimdi açık gözüyle bakışında.


Her sabah akşam, doğa dostları tarafından bırakılan mamaları yemeğe gelen, tasmalı olduğundan sahipli olduğu da belli, hep bakımlı köpek huy edindi artık yerini bellediği mamaları her gün aynı saatlerde yetiklemeyi. Yine her zamanki saatinde sahibinin verdiğinden daha çok seviyor olmalı ki bırakılan yiyecekleri yetiklemeye gidiyor. Tin tin :) 


Güneş yükselince şahin de geldi. Genç bireylerden biri. Direkte güneşleniyor. O da alıştı kare olmaya. Artık umursamıyor deklanşör sesini. Beni kanıksadı. .llkin ürküp çok geçmeden kanatlanırdı.


Güne güvercin kanadından, şahin bakışından, kerkenez dostluğundan, güvercin teşekküründen, tavşan telaşından yani her dilden günaydın o zaman.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 28.08.2017, 12:09

Paylaş :

27 Ağustos 2017 Pazar

Boncuk mavi gökyüzü, kehribar sarısını ağırlarken. Ankara.


(Birkaç hafta önce çektiğim bu kare, fotoğraf gruplarımdan sonra şiirimsi çalışmamla birlikte blogumda şimdi de)

Gök, boncuk  mavi.
Deniz, kah turkuvaz kah lacivert kah açıktan koyuya  masmavi,
Orman, yeşil,
Çöl, kum rengi.

Gece siyah,
Güneş parlak,
Ay gümüşi.

Benek benek kar, leke leke bembeyaz
Buz, çelik beyaz,
Bulut, pamuğumsu beyaz.

Kuşlar mı?
Rengârenk…
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 27.08.3017

Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci