28 Ekim 2017 Cumartesi

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun


Cumhuriyet Bayramımızı kutlarım.


  



Dünya durdukça kutlamak dileğimle.


  

(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 28.10.2017
Paylaş :

27 Ekim 2017 Cuma

Kış uykusu yerine başka bir uykudaki o canlı…

Kış uykusuna neden geç kaldı ki? Şimdi yine uyuyacaktı. Ama böyle değil.


Bugün, servisten inip yola koyuldum. Yolun üçte biri bile değildi belki de. Güneş battı batacak gibi. Hava loş; ama yine de gözümde kara gözlükler. Görüntüyü algılamayı zora sokuyor biraz.  

Her yana kuleler dikilse de  henüz kulesiz kalmış eski çavdar tarlaları var yol boyunca. Otlarla dolu. Kalabalık köpek sürülerinin saklanmak için çok sevdikleri yerlerden.  Öyle boylu otlar. Kertenkele, köstebek görürdüm sıkça önceleri yabani çavdarların içinde. Takkeli toygarlar.  Keklikler tümden tepelere çekildi. Başta şahinlere av olan kertenkeleler çok azaldı. Araba altında ezildikten sonra yaz gecesi sıcağında kuruyup kağıt gibi  dümdüz olmuş  kurbağalardan artık tek bir tane bile yok. Önce bir heves alınıp sonra sokağa salıverildikten sonra  sokak kedisi olan kediler zaten ne kertenkele bırakıyor etrafta ne de kuş. Kirpilere de saldırıyorlar.
 
Üç beş adım kala fark ettim. Asfaltın üzerindeki kıvrımlı sarı düğümü. Solumda kalan çavdar tarlasında birkaç zaman önce iş makineleri otları kazıyarak yolları belirlenip  demir kazıklar çakıp kazıklara sarı naylon bantlar bağlandığından olacak gördüğüm sarılığı demir kazıklardan kopmuş parçalar sandım önce. Ancak demirlerde uçuşan naylon şeritler daha kalıncaydı. O zaman asfalttaki şey, plastik boru parçası olmalıydı. Onu bir çocuk mu büküp düğüm haline getirmişti acaba?

Birden aklıma geldi. Duraksadım. Koyu gözlüklerim ve sarı düğümün asfaltın rengiyle uyumlu geri kalan kısmı,  anlamamı birkaç saniye için geciktirmişti. Gözlüğümü değiştirmek  de uygun değildi bu durumda.

Üçüncü kez  görüyor oldum böylece ondan. Bu da canlı değildi; gördüğüm ilk ikisi gibi. Canlısıyla karşılaşmayı asla dilemem bu canlının. Cansız halde görmeyi de dilemem ama. İlk ikisinin türünden de değildi bu seferki. Öncekiler  daha grili, lacivertimsiyken bunun karnı sapsarı, üstü f üme gibiydi.  Nasıl dolandıysa kuyruğunu öyle dolamıştı ki,   öyle bir düğüm olmuştu ki. Anladım. O canlıdandı bu da.

Kan akmıştı bir yerlerinden. Asfalt kırmızıydı. Boynuna doğru bir delik vardı. Ezilmemişti. Sanırım araba altında kalmamıştı. Acaba şahinlerden biri mi avlamıştı onu da sonra ağır geldiğinden uçarken taşıyamamış ve bırakmıştı yere? Ya da zaman zaman burada o olabilecek yeri göğü en inleten çığlıklı yılan kartalı mı avlamıştı? Sanırım düşürmüştü ağzından. Gagasıyla bir delik açmıştı ama boğuşma sırasında; başına yakın.
 
Ürkütücü. Canlı olmasa  bile. Ve sadece üç beş adım ileride. Altı adım dahi değil. Belki beş adım bile değil. Gözü açık. Fotoğraf makineme gitti elim.

Derler ki yılanlar kendilerini öldürenlerin resmini gözlerine işlerlermiş. Eşi, o resmi görür ve bunu yapandan intikam alırmış. Acaba bu kocaman ama kış uykusuna yatsaydı başına bunlar gelmeyecek olan yılanın gözünde neyin resmi var?

Birkaç adım yaklaşmak istesem de bir adım ancak yaklaşabildim. Aramızda bir metre var yok. Çok ürkütücü. Yine de hali de çok acı verici. Zehirli mi değil mi  tam anlayamadım. Sarı karnı, zehrin  dışavurumu olabilir mi? Zehirli yaratıklar hep parlak renkte olur. Çoklukla da sarı ya da parlak cart yeşil. Zehirli olsun olmasın, bunca yıl eski tarlanın otları, yabani çavdarları arasında dolanıyordu mutlaka. En çok arka tepelerde gezinmiştir. Ama sonunda avlanmış işte.
 
Bu üçüncüsü oldu. Dördüncü olmasın. İlkinin resmi yok. Ona da aynı yolda  bugünkü gibi iş dönüşü değil işe giderken rastlamıştım. Anlamamıştım önce. Onun insanlarca avlandığı belliydi. Çünkü  başı kopmuştu.

İkincisi de bir metreden uzundu. Güneşin altında  artık bozulurdu çok sürmez. Karıncalara ziyafet oluyordu. Onu, bu sonuncuyu gördüğüm yolu  kesen yolun daha boş alanlarına yakın görmüştüm. Resmini de çekmiştim. Hatta blogumda da yayınladım.
  


Doğanın parçaları onlar. Zincirin  bir halkası. Onlar da besleniyor. Zararlılarla. Kedilerince katkıları var doğaya hatta insanlara.

Keşke kış uykunsuna yatmış olsaydı… Keşke geç kalmasaydı…
(Bu akşam rastladığım   manzaraya ait  çektiğim karelerden biri olan ilk kareyi blogumda da, fotoğraf gruplarımda da yayınlıyorum)
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 27.10.2017, 21:04
Paylaş :

25 Ekim 2017 Çarşamba

Yağmur damlası, kuruyan güz yaprağının gözyaşı gibi.

Bu sabah, yağmurla ıslanmış yoldaki çekirdekten çıkma ağacın yapraklarının rengine düşmüş yağmur taneleri.


Yağmur damlası, kuruyan güz yaprağının gözyaşı gibi.

Bugün çektiğim bu kare,  fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 
25.10.2017


 @AcemiDemirci
Paylaş :

23 Ekim 2017 Pazartesi

Renkten biçime bir bitkinin baharı ve yazı geride bıraktığını anlatan sonbahar karesi...


Bugün  çektiğim bu kare,

fotoğraf gruplarım

 ve  blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 
23.10.2017


@AcemiDemirci
Paylaş :

22 Ekim 2017 Pazar

Tomurcukta bülbüle değil, örümceğin ibrişimine rastlamak...


Bugün çektiğim bu kare,

 fotoğraf gruplarım

 ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.10..2017


@AcemiDemirci
Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci