12 Ocak 2018 Cuma

Evde Yokuz! Gelmeyin!

Gelmeyin… Şırıl şırıl akan dere üzerindeki değirmende çuval çuval buğday öğüttüğünüz köyünüzden, bir çavdar tanesi gibi  öğütüleceğiniz  insan, zaman değirmeni metropole!

Kendini gölgeleyen ağaçlardan alçak damlı, bahçesine vuran güneşte domates fidelerinin çiçeklenip yeşilden kıpkırmızıya dönüştüğü, pencere önleri hanımeli kokulu, sarmaşık güllü, ağaçları salıncaklı, bir köşesinde kümes olan hani duvarlara tablo diye asılan bahçeli, sevimli evler yok buralarda. Buralılar da sabahtan akşama evde yok. Asmalı pencerelerinizden gördüklerinizi göremezsiniz burada…

Coğrafyasından iklimine, yemeğinden huyuna suyuna  benzemeyen yerlere götüren yollar çok uzaklardan başlar. Aslında bilinenden bilinmeze bir yollanıştır bu. Hatta sıkışıp kalınmış kimi yaşam tarzından kaçış. Ancak gidilen yerlerde, bırakılmış yerlerin yenileri oluşturulur öbek öbek. Eski ne varsa, göçenlerle çıkagelmiştir. Hep duymaz mıyız, bir heves adı sayıklanan kente gelinince ne benzeyebileceklerdir  onlara ne de uzlaşabilecekler onlarla.

Nehirlerin gürül gürül sesiyle çınlayan dağlık yerlerden nehirlerinde su kalmamış yerlere gelirsin; bakarsın egzoz kokulu trafik sesinin  içindesin. Eğer otlarıyla birlikte o dağları, suları, tertemiz havayı, kadife yumuşaklığındaki gökteki çakır çakır yanıp sönen yıldızları yanınızda getiremeyecekseniz gelmeyin!
 
Dere kenarından bedavaya su teresi toplarken market tezgâhından çoğu sararıp solmuş hatta donup da çözülmüş beş on yapraklı tere almak ağrınıza gidecekse gelmeyin! Horoz sesi  ile günaydın demeyen zifiri karanlık sabahlarda yollara düşmenin ne demek olduğunu öğrenmek zordur,  gelmeyin!

Diyeceksiniz ki “köyümüzde de tarlalar, su kuyuları  kurudu. Para pul, iş yok. Düştük yollara. Kalmadı başka çare, ne yapalım.” Geldiniz  peki, iş hazır mı; bura çarkında öğütülecek çavdar taneleri olmak, köyünde buğday başağı olmaya yeğ mi? Dereler tek mahalle adlarında kalmışken nereden su teresi toplayacaksın? Çiriş, çıtlık, ışgın, evelek, peynirine katık yapacağın  çoban kirpiği toplayabilir misin asfalttan? Buradaki ağaçların meyvesi filan yoktur. Bırakıp da geldiğin dağ silsilesinden bir tepeye çıksan yabani armudundan yani ahlatından, alıcına; cevizine dek bulursun. Alabalıklı soğuk çaylar, aynalı sazan tutacağın gölet filan arama bu çorakta. Nerdeee kuş seslerinden bedava konser? Yazın susuz bırakmayacak karlı dağlar ne gezer…

Gelmeyin! Çünkü buralar doldu taştı fazlasıyla. Buraların dolup taşması, kalkıp geldiğiniz yerlerin neredeyse tümden boşalması demek. Göç alan yerin de göçenlerin yükünü üstlenmesi demek. Buralardaki bir köy, gelenlerle   üç kat büyürse toprak da biter su da. Bırakılan yerler alabildiğine el değmemiş, sahipsiz kalırken gelinen yerler kurur, neredeyse otsuz bırakılır çiğnene çiğnenene...

Konuksever olmadığımızdan veya  insan sevmemekten değil, insanın anlamını bilmekten, sağduyu ve doğaya sevgiden bu sesleniş… Hangi göçen köyünü hatırlayınca gözünden yaş akmadı? Buralar dizilerdeki zenginlik akan ışıltılı hayatların değil, hayat mücadelesinin kıyasıya yaşandığı  yerler.  Burada hayat koşturmaca. Siz yenilerini ekleyeceğiniz on çocuğunuzla  kalkıp gelirken  buradakiler  bakabilip, okutamayacağı için bir çocukla yetinmek zorunda.

Gelmeyin zira  bir kez geldiniz mi isteseniz de artık dönemezsiniz belki. Kısır döngüde yutulanlar olursunuz. Değişime uğrarsınız ki bu nasıl acı bir bilseniz! Sokakta, bir iki lira  karşılığında, boylu boyunca zombi gibi yatan gençlere bir bakın da görün o acıyı. Eve dönüş parası  isteyenden geçilmiyor caddeler. Böyleyken gelmeyin! Bir çorba parası için yolunuzu kesen kesene. Çorba parası isteyenler var, evet. Çünkü balık tutulacak bir dere yok; toprak kalmadı ki ot bitsin de toplansın. Mantar bulamaz ki açlar, közleyip yesin. Ağaçları bile meyvesiz buraların, dedim ya. Ne alıç bilir bura bebeleri ne ahlat. Serçeden, saksağandan, güvercinden başka kuş görmüşlükleri yoktur… Ateş böceğini çizgi filmde görmüşlerdir tek.
 
Gelmeyin, burada  tavuk viyollerdedir.  Oralardaki tavuğunuzu dahası kazınızı, ördeğinizi, hindinizi bırakıp hastalandığınızda tavuk suyuna  çorba içemez hale gelmemek için gelmeyin! Bir marulun bir liradan çok olduğu buralar uğruna dağlar, kırlar, ovalar, yaylalar dolusu otunuzu, ağacınızı bırakıp yollara düşmeyin! Düşünün hele bir… Göçüp gelince düşeceğiniz halleri. Beğenmeyip bıraktığınız yerlerden daha iyi olabilecek misiniz buralarda, düşünün!

Hele hele İzmir diye hiç tutturmayın. İzmir’in hali içler acısı. İsteyen daha girişinden  başlayarak havasına baksın. Deniz filan göremez oraya gidenler. Zaten hali de kalmamış denizinden toprağına. Tası tarağı toplayan İzmir’e göçmüş. İzmir’e giden İzmirli  olarak değil  haliyle neyse o olarak gideceğinden ne oralı olabilmiş ne de sil baştan eskisi gibi.   Bu kez gittiği yeri, geldiği yerden de beter hale getiriyor çoğu. Gelenler için yer açılsın diye yakılan, kesilen ormanlara, zeytinlere yazık değil mi? Yakmak için değil daha iyisini yapmak için gelinmeli bir yere.

Gelmeyin köyünüzden, küçük kentinizden kalkıp da durmaksızın öğüten eski değirmenleri andıran metropollere. Kaybolursunuz bura yollarında. Kayıpla dolu her yan. İnsanından evcil hayvanına aranmakta ilanlarıyla dolu ağaçlar.

Gelmeyin  bir şey olunan yerlerden hiçbir şey olunmayıp kayıp olunacak yerlere… Siz kaybolurken kaybolan tek siz  olmayacaksınız da. Tarlalar, göller, dereler, mahalleye dönüşen köyler, kent kültürü yiterken karmaşa, yozlaşma mı bizi mutlu, huzurlu edecek? Çocuğundan, kadınından, yaşlısından, sokak hayvanına  saygı umursanacak mı? İşte tüm bunlar için gelmeyin! Her taş yerinde ağır. Buralarda o taşlar kum tanesi bile olamıyor. Ağırlığınızın olduğu yerlerde kalın ki zaten durumu çok ağırlaşmış metropoller solunum yetersizliği çekerken siz de havasızlıktan  boğulmayın…
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 08.12.2017, 12:07


Paylaş :

7 yorum:

  1. aynen öyle, sonuna kadar katılıyorum, gelmesinler artık. hatta mümkünse ben de gideyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsandan, binadan dereye, tarlaya, otlağa, kıra yer kalmadı. Hava kalmadı. Besin yetiştirecek tek saksılar kaldı kalacak neredeyse...
      :)

      Sil
  2. gelmesinleer şeher bize kalsııın :)

    YanıtlaSil
  3. gelmesinler yahu..🙂 forograflar harika duruyor,tam resim galerisinde sergilenecek resimler ve fotograflara uyumlu hale getirilmiş çok uzun şiir gibi düz bir yazı olmuş,emeğinize sağlık..🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.

      Ön hazırlığım hep var yani un, yağ, şeker; ama helvaya gelince sıra tembelliğim mi tutuyor ne?
      :)

      Sil
  4. onlar gelmesin, biz gidelim...

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci