26 Mart 2018 Pazartesi

ÜÇÜNCÜ GÖZ



Başlığa bakıp yanılmayasınız sakın. Bildiğiniz üçüncü gözden bahsetmiyorum. 


Bilmediğimden de değil bu kavramı, eni konu olmasa da. Bildiğim çok şey hakkında yazmıyorum zaten. Neden mi? 


Yunus bile kırk (40)  yıl odunun dahi eğrisini kesmeden “Bizim Yunus” olmuş. Şimdi bırakın kırk yılı;  kırk dakika, kırk saat, kırk gün, kırk hafta bile bir konuya eğilmeden, en az kırk kitap okumadan o konuda bilgi sahibi olunur sanmak… Olur mu?  Olmaz!


 O yüzden yazmıyorum her konuda. Yazdıklarım zaten neler okuduğum, araştırdığım, üzerine zaman harcadığımın apaçık göstergesi. 


Ama bilgide olup da ortaya dökülmediğinden görünmezde kalanlar var. Satırlarda yer almadığından. Üçüncü göz gibi. Yani kalp gözü gibi.

Kalp gözü, büyük kavram. Rastgele ele alınacak, olur olmaz, durduk yerde konuşulacak gibi değil. 


Doğrusu bu konuda kendimi sığlardan daha iyi ama bu konunun derinlerine inmişlerden daha sığ gördüğüm bir konu…


Başlıktaki üçüncü göz, işte bu yüzden o manevi anlamlı üçüncü göz değil; iki kişinin gördüğünü uzaktan gören bir başka çift göz o üçüncü göz. 


Bugün o üçüncü göz ben oldum.


Saat altıdan sonra. Dışarılara bakarken. Arkalara göz atarken. 


Önce birini gördüm. Tepelerde köpek saldırısına uğramaktan korkmadan dolaşabildiğine göre buraların köpek sürülerinden habersiz olmalı diye düşünürken ikinci kişiyi de gördüm. Daha gençti.


Ellerindeki tıka basa dolu koskoca çöp poşetlerinin şişkinliğine bakılırsa ot topluyorlardı. İkide birde eğilip kalkarak. 


Hatta çamların diplerindeki otları bile muhtemelen çakıları ya da kör bir bıçakla sökerek. Ot öyle toplanır çünkü İç Anadolu’da.


Bir yandan da komşu sitenin köpeği havlıyor. Köpek sürüsünün kokusunu mu aldı acaba? O iki kişiye sessizce yaklaşıyorlarsa ya? Ot toplayanlar için gel  de daha bir kaygılanma şimdi…


Onların berisinde, arka taraflarında bir hareket fark ettim. 


Daha genç olan yukarılardan öteki ot toplayanın yanına inerken ikisinin de görmediği, sık çamların kıyısında durdu hareket.  Sürmeli kulakları fark edince boz tavşan sandım. 


Dönmüş başını, avlanacaklara özgü korkuyla ot toplayanlara bakıyor. Belli ki ot toplayanların  kendisini gördüklerinin farkında. Korkmuş. Saklanarak kaçıyor.


Birkaç saniye baktıktan sonra toprak yola fırladı. Yolu kaşla göz arasında geçerken hiiiiç ayara filan fırsat bulamasam da çok  mutluyum ki iki karesini çekebildim sürmeli kulaklı tilkinin.


Hala da tilki mi tavşan mı emin değildim ya... Sonunda çekimleri tamamlayıp karelere bakarken kuyruğundan anladım ki tilki.


Öyle bir hızlı tırmanışı vardı ki tepeleri can havliyle. Çamların içinde görünmez oldu. Kim bilir hangi çamın dibine saklandı.


Bu akşamüzeri ot toplayan iki adamı ve tilkiyi üçüncü göz olarak fotoğraflamak ve öykülerini yazmak…


Ara sıra üçüncü göz olmak iyi. Canlı bir film, doğa belgeseli izlemek gibi bir şey.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 26.03.2018, 20:27

Paylaş :

2 yorum:

  1. :) ah evet doğa belgeselcisi olsaymışsın iyimiş. mesela keyifle saatlerce beklerdin bir tilkinin hareketlerini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O tilki sürpriz oldu. Gözüm çok alışkın bu tür şeylere. Aslında kolaylıkla fark edilemez, tilki olduğu da anlaşılamaz . Ama iyi oldu, hiç ummadığım bir konu çıktı. Ben de o iki ot toplayıcısı dışında üçüncü göz olarak gördüm. Nadiren bile rastlanabilecek bir konu değil aslında.

      Bir de fotoğraflayabilince çok sevindim :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci