1 Mart 2018 Perşembe

Zor paylaşım: Suyun doğayı uyandırması; suyun suskunca uyutması



Dün eve dönüşte şiddetli rüzgarla yağan şiddetli yağmurda yine bir şemsiye ters dönüp kullanılmaz oldu. Buralar çok esintili. Uğultusu evde dolanır rüzgârın, öyle kuvvetli eser.

Öyle uzun boylu bir yol da değil; ama adamakıllı ıslatmaya yetecek kadar bir mesafe oldu suyun düştüğü  azıcık yol. Dünya kadar dereli tepeli semt, cadde adı olan Ankara da,  Ankaralılar da suyu sever. Islanmak filan hiç dert değildir biz Ankaralılar için o yüzden. Hem şemsiyeniz olsa da deli gibi esen rüzgârda ters dönüp işe yaramaz hale geldiğinden önünde sonunda kapıdan girdiğinizde hala damlıyor olacaktır o yağmur üzerinizden.

Ayaz çıkmış. Malum Ankara ayazı. Asfalta buzlanma var. Hatta bugün ilk kez gördüğüm iki şeyden biri olan önce şiddetli yağmur derken yağışın hemen kara dönüşmesi sonucu dallardaki yağmur damlaları donmuş. Sanki damlamaktaki bir  su tanesi gibi duruyor donmuş su tanecikleri. Işıl ışıl.  Yenilerde ağarmış gün ışığı vurdukça. Onlar da soğuk bir pırıltı ile parlıyor soğuk havada.
  
  
Yağmur suyu, dereler oluşturdu miniminnacık; yokuş aşağı inen su yay yay dalgalandı. Az daha sörfçüler çıkagelip keyif yapacaktı Ankara caddelerinde, sokaklarında.

Toprak suyu emdikçe dışarı saldığı canlılar oluyor. Yağmur sonrası  asfaltların üzeri kımıl kımıldır bu yüzden. Solucanlar fora etmiştir toprak altından yüzeye.

Dün o müthiş yağmur kara döndü, karanlık bastırınca. Islak yerler bu kez karla kaplandı. Yağmur üstü yar  oldu azığı yani yerin.

Yolların cam gibi buz tutacağı belliydi. Bekliyorduk. Ankaralı olarak bunu hepimiz biliriz, deee…

Ama bilmediğimiz bir şey ile karşılaştım ilk kez!
 
Yağmur sonrası asfaltta soluklanan solucanlara rastlamak ne kadar olağan idiyse, üstündeki yağmur ıslaklığı bir kapsül gibi dondukça kendini çevreleyen o kapsülden kaçmaya çalışsa da  o silindirik, tül gibi incecik buzdan kapsülün hemen yanı başında donuvermiş solucanlara hiç rastlamamıştım. Oldum olası bek bakamam bu canlılara. Ama bu görüntü farklıydı. Bir solucanın kat ettiği yol kıvrımınca, bir solucan çapındaki içi boş halde tünelimsi kapsül ve donmuş solucanlar…
 
Biri, düğüm olmuştu ki daha önce bu canlıları öyle de görmemiştim.

Yağmur, uyuyan doğayı  uyandıran damlalar. Uyanışın su damlaları. Kış sonrası toprağın can suyu. Ama su emmiş toprakta  kalamayıp kendini dışarıya atan solucanlar, tam anlamıyla yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşlar. Yani kara. Ve donmuşlar. Buz, ayaz, don ve suskun uyku, kış günü üç halli suyun buz halinin bir gerçeği…
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci),
 01.03.2018, 20:00



Paylaş :

4 yorum:

  1. Yine çok güzel bir iş çıkarmışız :))
    Tebrikler yürekten :))

    YanıtlaSil
  2. kar buz yağmur ne güzel ivit. solucan ay hiç bakamam yaaa. yağmurdan sona oluyo di mi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toprağın havalandırıcıları imiş o canlılar. Bir metreküp toprakta hayrete düşürecek bir yoğunlukta olmaları gerekmiş. Yağmurdan sonra sulu topraktan kaçıyorlar :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci