15 Nisan 2018 Pazar

Orhan Veli’ye şiir yazdırtan demde havalı günlerden bir Nisan günü


 En geç yeşillenen ağaçlar, bulvar akasyaları. 





Yapraklandıklarında koskoca bir yeşil top gibi duruyorlar gövdeleri üzerinde.




Yeni yeni filizlenen yapraklardan duydukları memnuniyet ile serçeler henüz kapanmamış dallar içinde saklambaç oynuyor.




Göçmen kuşlar da katılınca saksağanların, güvercinlerin, serçelerin arasına ötüşler çoğaldı. 



Hafta sonu sabahları bir konser ki…





Saat ona kadar içeri giresi gelmiyor insanın balkondan. Tekrarı bahara olacak konserler çünkü bunlar. 




Bir de onları şakırken fotoğraflamak.




Gerçi blok gölgeleri ve sabahın pusunda netlik tam olmasa da anlatıyor yine de o küçücük gırtlağın  büyük solosunu.



Şahinler süzülüyor.




Yuvalar açıldı. 




Topraktaki kuş yuvalarından kertenkele yuvalarına….





Karınca yuvaları adım başından da sık.





Kilit taşlar arasını pek seviyorlar.





Kayalıklar yabani çiçeklerle doldu.






Kuşburnu, böğürtlen çiçekleri açtı.



Sanki taştan doğal saksılardan kayalık balkonundan sarkarcasına koy verdiler  dallarını salkım saçak…





Kendi başına bitmiş, kendi başına büyüyen koskoca kırdaki ağaç, yine kendi başına yeşillendi. Kuşlara kucak açtı.




Eski tarlalar yeni kulelere dönüşünce ortalığı müthiş kokusuyla buram buram kokutan beyaz çiçek öbeklerine sadece arkalarda rastlanır oldu. 






Ayva güllerinin güzelliğinden olmalı, güller hala açmadı.





Sanırım ayva gülleri geçince bitecekler kızarmış, yağlanmışcasına parlak kahverengimsi yapraklar arasından. 







Kırmızı beyaz, pembe, alalı, turunculu.






Yağmur ve toprak en verimli ikili. Yağmur yağdıkça toprağın yüzü yeşil. 



Otlar canlı. Haziran sonuna kadar böyledir Ankara’da. 





Temmuz, güneşin ısısını cömertçe saldığı ay olduğundan otlar dayanamaz. 






Toprağın üstü kurumuş, sararmış bitkilerle kaplanır. Ortalık boz renge bürünür.




Ayrıca o görkemli çiçeklerin kareleri aslında gepegenç, küçücük fidelerin çabalarının ürünüdür.




Koku yarışı var şu sıralar.





İğde çiçekleri, badem çiçekleri, kır çiçekleri derken leylaklar.




Leylak denilince akla gelen ilk renk eflatun olsa da beyazı da vardır.





Güller, tüm çiçeklerin sırasını savmasını bekliyor açmak için. 







Tomurcuğa hazırlar. Kızarmış yaprakları bunu anlatıyor.




 
İçerilere giresi gelmiyor insanın. Şu blog işleri de olmasa. :)







İnci çiçekleri beyaz iri inci taneleri gibi açmaya can atıyor şimdiden.


 Ankara’nın henüz bir metre bile olmamış incir ağacı fideleri yapraklandı bile.













Tam Orhan Veli şiirinden kaçma havalar var şu sıra.










  
Limonata gibi. Sıcak da değil soğuk da.










  
Asmaların yeni patlamış körpe yapraklarının taze yeşilinin güzelliği…










Genç kiraz, vişne ağaçlarının meyveleri belli oldu.











Hani o muhteşem ayva gülleri var ya, koskocaman güzellikte.





 İşte o güller bu bodur, küçücük, genç ayva ağacı fidesinin çiçekleri.







  
Çiçekli dalların yukarıdan görüntüsü de farklı bir güzellik.








Ankara’nın toprağı çok bitek. 




Verimli. 




Çiçek türleri zengin. 





Kırları renklerle coşmuş olacak eğer kır olarak kalırlarsa her bahar.






Arılar, en sevdikleri toza bulanmakta her an.





Çiçekli dalların güzelliği…









Dallardaki renklerin güzelliği…










Dün çektiğim bu resimler içindeki açtı açacak keklik gözleri yani adonisler bugün açmış olmalı…

 (Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 15.04.2018




Paylaş :

15 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsınız baharı. Insanın okurken bile içi açılıyor."taştan doğal saksılar" Ne güzel...
    Yüreğinize ve emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Çok teşekkür ederim Şenay :)

      Sil
  2. Baharın gelişiyle insanın hayata dört elle sarılası geliyor. Yeniden doğuyormuş gibi oluyoruz doğayla birlikte.

    YanıtlaSil
  3. çiçekler ve kuşlaaaar yaşama sevinci işteeee. leylak da en sevdiğim ve en sevdiğim renk bir deee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Leylak rengi, kokusu...
      Sen çok romantik bir kızsın Derin :)

      Sil
  4. heey bi de baksan yaaa, son yazımda, bir öykü etkinliği başlattık, belki sen de katılmak istersin, öyküye devam edersin, eğer isterseeen, berlin arkadaşımızın yazısına gidip, ben de yazcam de işteğğğ :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Çok ihmal ettim arkadaşların bloglarını" diyeceğim de, değil. Zamansızlıktan çoğu şeyi kaçırır oldum. Bakarım. Yazarım da. Yarın ama :)

      Sil
    2. olsun yaaaa bir ara yine başlarsın ki bilok okumayaa sorun diil kiiii :) öykü tımıms :)

      Sil
    3. Nasıl bir öykü, merak ettim. Yarın bakacağım :)

      Sil
    4. nasıl öykü hiçbirimiz bilmiyozzz, herkes kendine göre bir devam yazacak öyküyeee :)

      Sil
    5. İlginç olacak. Muzipliğe de açık. Yön oku değiştirilebilir mesela... Hani okuldan köye, köyden uzaya filan :)))

      Sil
  5. heey baksana, son yazımı güncelledim, dört bölüm oldu öykü, dört kişi yazdı yaniii, okursun bir ara, berlin arkadaşımız da yazacakların listesini yapcak, haber veririm ben de sanaaa işteee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatsız tuzsuz şu günlerde güzel bir mola olacak acaba bugün öykü nereye gitti, kim ne ekledi merakı.

      Haber vermezsen atlayabilirim :)

      Sil
  6. öykü devam ediyo, tatlı bir aşk öyküsü haline geliyooo :) o yazıma ekliyom yeni bölümleriii :)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci