24 Mayıs 2018 Perşembe

MİM, Derya Soygül'den: Yazamam!


Öyle vurdulu kırdılı, hır gürlü yazamam. Olur da  öykünün, romanın, yazının bir yerinde bir kavga geçmesi gerekir haliyle o zaman kavgadan bahsederim; ama onu bile tam anlamıyla yazamam. Diyelim ki kadına şiddeti anlattığım sırf  benim kurgum iki öyküm var; ardışık. Bir ikileme şimdilik; “Karlı günde kanlı Keklik” ve “Sülün avı”. Bu öyküler  okunduğunda besbelli, kimi konulara ne kadar girebilip giremediğim. Hatta kadına şiddeti anlatabilmek adına bazı şeyleri yazmak gerekti ille de ve sınırları aştım bile. Yazamam. Elim varmaz çoğu şeyi yazmaya. Bana göre değil.

Spor konusu mu? Yapmak başka, yazmak başka bu konuyu. Sporda yazmak yerine kutlarım. Başarılarda, şampiyonluklarda sevinirim. Tuttuğum takım şampiyon olmasa bile, şampiyon olmuş takım için sevinenlerin sevinçleriyle de eğlenirim, gülerim. Ama spor yazamam. Futbol terimlerini hiç bilmem, gol dışında. Trekking başka ama. O spordan öte. Gezi bir nevi aslında trekking, dağda bayırda, ovada düzde,  yaylada kırda. Trekkingi sev seve  yazarım. Çünkü çevre, doğa, hava ile bütün bir olgu trekking.

Kan tutar beni L Kana bakamam. Kan filan yazamam.Şu satırlar da bir bitseydi.

Kesici aletlerin adını bile yazamam. Güzel kavramlar geçsin satırlarımda. Ama bazen ille de yazılmalılar. O zaman yazarım tabi, edebiyat için J

Her kavram bana göre değil. Sigaraymış, uçuk hallermiş yazamam. Yazsam da inandırıcı olmazdı. Filmlerden görme şeyler olduğu anlaşılırdı.

İnanmadığımı yazamam. Yazdıklarım çoklukla gözlem, birebir tanıklıkların damıtılmışı. Dolayısıyla yazdıklarım süzgecin, kalburun üstünde kalanlar. Kalbur üstü olmayanları yazamam J

Değerleri çiğneyemem. Benim de değerlerim olanları.Başkalarına da saygılı olmak gerek.

Yemek filan yazmaya kalksam bir yemek belki bazen benim kendime has  yorumlamam olabilir. Yemek de uydurabilirim eldeki malzemelere göre. Diyelim ki salatayı falanca ada indirgeyemem. Filanca usul kesmeceye  hiç aldırmam. Bir bakarsın küp doğrarım bir bakarsın ay ay yani söğüş. Ben içine her şeyi koyarım salatanın. En çok da havuç ve maydanoz. Otun her türü. Kişniş yaprağı. Fesleğen, dereotu. O yüzden karmaşık salata olur. Adı da yoktur. Salatadır sadece. Ama lezzeti harikadır.

Örgü de bilirim, dantel de. Ördüm de. Hem de kazak da, hırka da, perde de. Artık öremiyorum. Yazmak ve metropol yutuyor zamanı. Ama anlatmaya kalkamazdım örgüyü.

Çok iyi bildiğim, yıllarca okuyup emek verdiğim kimi konuları hiç yazmıyorum. Yazamayacağımdan da değil.  Öyle alanlar var ki  dirsekleri o konuda çürümüşlerce yazılması gereken konular onlar. Yani basit bir örnekle internetten öğrendiğimiz sağlık bilgileriyle doktorculuk, hemşirecilik oynamak olmaz J 

En çok neyin içindeysem onu yazmaya yatkınım. Ama diyelim ki ben köy romancısı, taşra öykücüsü, falanca konuların yazarı gibi kategorilerden sanırım çok bağımsızım. Köy de yazabilirim metropol de. Çalışan kadını da anlatabilirim, taşra kadınını da. Doğuyu da  anlatabilirim, batıyı da. Çünkü hepsinde de bulundum, gördüm. Köye hiç yabancı değildim çocukken. Şimdi köy kalmadığından köylü bile köye yabancı artık. Yumurtayı bakkaldan aldıklarına göre J

Moda konusu da vardı değil mi? Ha, o konuda iyi eleştirebilirim. Resim gözüm var. Beğenim zordur. Renk uyumuymuş, inceliklermiş. Ama moda yazısı yazamazdım. Makyaj hiç yazamam. Nasıl yapıldığını bile tam bilemediğim, hayatında fondöten –sanırım böyle yazılıyor- kullanmamış biri olarak hiiiç anlamam. Hafif bir şeyler bilirim. Herkes kadar. Allık filan.


Bazen televizyonda moda üzerine konuşanların giysilerine bakıyorum da J)) Gerçek anlamda modadan anlayan çok az gerçekten. Grace Kelly mesela anlıyordu. Audrey  Hepburn da. Zarif, gösterişe kaçmayan tarzlardı. Yani moda ne neye uyarsaysa o zaman tam anlamıyla  anlarım, her yakaya her saç gitmez mesela. Ama anlamak bu kadar,  yazacak kadar değil. Fakat moda üzerine konuşan herkesin de her dediğine kanmayacak, umursamayacak  kadar anlarım. Ve anlamak yazmaya yetmiyor. Yazamam moda. Yani modayı takip etmek değil de ondan çok geri kalmamak galiba benim çizgim. Yirmi yıl da giyebilirim sevdiğim bir şeyi. O yüzden moda yazarı olamam.
 
Gezi konusu mu? Koşa koşa yazarım. Doğa mı? Hiç bıkmadan yazarım. Yılıp usanmadan nehirleri, dağları, kırları, kuşları, kışları, baharları yazarım. Ama diyelim ki sit-com yazamam. Daral gelir. Bir oda içinde… Iııyykk. Dağ, nehir sadece belki bir tabloda. Ufff. Düşüncesi bile havasız bıraktı.

Kitap da eleştirebilirim; ama yazmam.

Rencide edici yazamam. Ama göze batacak kadar gülünç şeyleri de zaman zaman anmadan olmuyor.

Ben kolay beğenen biri değilim; o yüzden beğenmediğim hiçbir şeyi övgüyle yazamam J))
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 24.05.2018

Paylaş :

8 yorum:

  1. Yaşamın her alanına temas ettiğiniz yazınızı çok beğendim. Sizinle aynı fikirde olduğum bir konuya ben de parmak basmak istiyorum. Bazı konular vardır ki uzmanlarından farklı kişilerin yorumları zarar verebilir, özellikle sağlık. Bu konuda herkes biraz daha duyarlı olmalı diyerek toplumsal mesajımı da vereyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklın yolu bir. Uzmanlık alanı olmadan hüküm cümleleri kullanmak çok sakıncalı sanırım :)

      Sil
  2. Cok güzel ve icten olmus. Ben de futbol,basketbol yazamam sanirim 😂😂😂. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Derya.

      Sanırım ekleyeceklerim var bugün :)
      Sana da çok teşekkürler böyle bir MİM hazırladığın için.

      Sil
  3. maşallah bak sen bu konudan bile kitap yazarsıııın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap yazmaya başlasam biog gibi onun da arkası sökün eder sanırım da. Tembelim de sanırım, gayretsiz galiba.

      :)))

      Sil
    2. yok ondan değil, sen yazma keyfini o internet dergilerine yazıp alıyon, dergilere yazmazsan yazma açlığın olcak belki kitap yazarsın amaaa dergilerle dikkatin dağılıyo işteee. blog başka ama ona sürekli yazma aciliyeti filan yok. ama dergilere bak sürekli yazmak istiyooon, dergiye yazmak kolay geliyo sanaaa, kolaya kaçıyon seeen :) bigün bıkınca dergilerden belki başlarsın kitap çıkarmaya filan :)

      Sil
    3. Yazmak, ortama bağlı olarak ne kadar fark ediyor aslında. Aynı yazı, internet ortamında silinebilir, başka şeyler olabilir. Dergide kalıcıdır; ama muhtemelen kitap kadar çok okunur olmayacaktır. Kitap... İşte yazının gerçek adresi. Hem kitaplıklarda kalır hem de dergide yazıyorum demekle kitabım var demenin arasında dağlar kadar fark var. Benim için önemli olanı kalıcılığı. Bu da kitapla.


      Dört sayfalık bir yazı bile çok zaman alıyor. Dönüp dönüp okuyorum. Kitap çok daha fazla zaman alacağından ki bitmiş romanımı bile ne zaman gözden geçirmeye başlasam araya giren bir şeyle yarım kalıyor, belki gerçekleştiremedim henüz. Bakalım, belki bir gayret :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci