9 Haziran 2018 Cumartesi

Sıtkı’nın sıtkı sıyrılmaya görsün bir kere


Güneşli Pazartesi sabahı

Hafta sonu piknik yapmış, akşam üstleri yakındaki parkta spor aletlerinde  yarım saatten fazla hareket ettikten sonra eve dönmüş Sıtkı, Pazartesi günü güzel bir kahvaltının ardından keyifle  evden çıktı. İşe gitmek üzere otobüse binerken karısı balkondan ona el sallıyordu.

Pazartesiye yapılan göndermeler, hafta sonu daha da yorulmuş halde işe gelindiğinden ne Pazar günlerinin ne de Pazartesinin sevilmediğine dair söylenmeler arasında iş yerine girip asansöre doğru ilerledi. Son kişi de binip asansörün kapısı kapandıktan sonra tok sesiyle herkese “günaydın” dedi.

Sekiz kişilik asansörde Sıtkı’nın günaydınına anca iki kişi karşılık verdi. O da cılız bir sesle. Asansörün durduğu her katta inenlere “iyi günler, iyi çalışmalar” demeyi de ihmal etmezdi Sıtkı. Yine söyledi katına gelip de inenlere. Gerçi kendisi yedinci katta inerken  bu sözleri neredeyse hiç duymazdı ya, neyse.
 
Güneşli Pazartesi akşamı

Sıtkı iş dönüşü otobüsten indiğinde emekli karısı onu balkonda bekler haldeydi. Görünüşe bakılırsa akşam yemeği için balkondaki masayı çoktan hazır etmişti.  Tam yolu geçmiş, apartmandan içeri girecekti ki yerde yatan kediyi fark etti. Kedi hiç iyi görünmüyordu. Kendisi de kedi besleyen Sıtkı, kediciği orada bırakıp evde bekleyen yemek masasına gidemedi. Eğildi. Kediye dokundu. Hiçbir hareket yoktu. Kedinin öldüğünü anladı. Eve koşturdu. Üstünü bile değiştirmeden eline geçen keser, çekiç, ateş küreği ne varsa evde, kaptığı gibi aşağı koşturdu.

Sıtkı,  apartmanın yanındaki boş arsaya bir çukur kazıp kediyi gömdü.

*****
Parçalı bulutlu Salı sabahı

İş yeri asansöründeki sekiz kişiden biri Sıtkı’nın günaydınına umursamaz hatta zoraki  şekilde karşılık verince Sıtkı hafifçe gülümseyip yere eğdiği başını belli belirsiz salladı. Tek kişi bile karşılık vermese o yine de her sabah asansörde karşılaştığı iş arkadaşlarına günaydın diyecekti uygar bir insan olarak. Selamlaşmak ölsün müydü yani, metropolde yaşıyoruz diye.

Parçalı bulutlu Salı günü akşamı


İş dönüşü otobüsten indikten sonra eve doğru seğirten Sıtkı’nın gözü dün kediyi gömdüğü yere kaydı. Toprak kabartısı inmiş,  kedinin kuyruğu dışarıya çıkmıştı. Balkondaki karısına şöyle bir bakıp  aceleyle apartman kapısına yönelip çok geçmeden elinde yine keser, çekiç, ateş küreği ile aşağı indi.

 Bu kez daha derince bir çukur kazıp kediyi bir kez daha gömdükten, üzerine de etraftan topladığı büyücek  taşlardan yığdıktan  sonra evine dönerken içi pek rahattı.

*****
Kapalı Çarşamba günü sabahı


Haftanın ortasını bulunca hafta sonu yaklaştı diye keyfi  yerinde olurdu Sıtkı’nın.  Asansöre o keyifle bindi Çarşamba sabahı. Neşeli mi neşeli gür sesiyle günaydın dedi her zamanki gibi. Asansördeki sekiz kişiden hiç ses çıkmadı. Tek bir günaydın olsun duyulmadı. Tümden kesilmişti selam sabah,  o sabah. Sıtkı kaşlarını çattı.

Kapalı Çarşamba günü akşamı


Neyse ki evin balkonunda kendisini bekleyen karısı vardı da selam vermek, selam almak nedir, günde bir kez olsun yaşayabiliyordu Sıtkı. Karısı yemek masası hazır halde balkonda onu beklerken Sıtkı kediyi gömdüğü yerdeki taşların kenara iteklendiğini, kedinin de ortada olduğunu görünce  sinirlendi. O sinirle eve çıkıp bir kez daha eli kolu dolu  aşağı indi kediyi yeniden gömmek için.

 Bu kez epeyce derin bir çukur kazdı kedi için. Üzerine daha fazla taş yığıp, etrafta gözüne çarpan kır çiçeklerinden, otlardan toplayıp bıraktı. İş yorgunluğunun üstüne bir de kaç gündür yemeğe dahi oturamadan daha, boş arsada çukur kazmanın yorgunluğu ile bitkin halde geçti balkondaki  karnıyarıklı, çoban salatalı, yayla çorbalı masaya.

*****

Fırtınalı, gök gürültülü Perşembe sabahı


Asansörde belki on kişi vardı o sabah. “Zayıfız, taşır asansör” diyen binmişti. Kapı zorlukla kapandıktan sonra Sıtkı gür sesiyle günaydın diyecekti ki içinden gelmedi, sustu. Nasıl olsa kimse karşılık vermiyordu. Belki kendi demezse diyen başka biri çıkabilirdi. Öyle olmadı ama; kimsecikler demedi. Dışarıda gümbürdeyerek,  şimşekler çakarak yağan hava o an sanki Sıtkı’nın içinin de, yüzünün de dışa yansıması gibiydi. Ne kimselere günaydın demiş ne de kimselerden günaydın duymamış Sıtkı, o gün insanların bu haline  ne desin bilemez haldeydi. Kızgındı fazlaca.

Fırtınalı, gök gürültülü Perşembe akşamı


Aaa, yine mi? Kedi yine açıktaydı. Onca derin kazıp, kediyi gömdükten sonra üzerine ufak bir tepe dedirtecek kadar taş yığdığı çukurdan yine dışarı çıkarılmıştı kedicik. Köpekler çıkarıyordu besbelli. Doğanın kanununa karşı gelemezdi ki Sıtkı. Ölü, diri demeyip kedi kokusu alınca köpekler gömülmüş de olsa kediyi gömüldüğü yerden bulup çıkarıyordu. Sabah asansörde günaydın demeyenlere karşı boş vermişliği hala üzerinde olan Sıtkı bu yüzden kediciğin ortada olmasına bu kez aldırmadan doğruca eve çıkıp karısının hava yağmurlu, gök gürültü olduğundan mutfağa hazırladığı masaya geçip televizyonu açtı.

Belli ki Sıtkı’daki bu umursamazlık bundan sonra her sabah ve akşam sürecekti artık. Böylece durduk yerde canı da sıkılmamış olacaktı. Sıtkı’nın “sıtkı sıyrılmıştı” bir kere, rüzgara karşı yelken açmaktan. Herkes gibi olacaktı o da.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 23.05.2018

Paylaş :

5 Haziran 2018 Salı


“Yumurtanın Masumiyeti ya da Yanlış Ninniler ile Büyüdük” adlı çalışmama;


linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 05.06.2018

Paylaş :

3 Haziran 2018 Pazar

Uzaktaki o güzel köprü


Bir kanyon üzerine taştan bir şiirin mimari tarzında yazıldığı tarihi Cendere Köprüsü, Adıyaman.

İlk kez görüp, Nemrut Dağı’na yağış, sis, sel nedeniyle çıkmadığımızdan heykellerini görüp fotoğraflayamadığım Adıyaman’da çektiğim bu karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

 Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 02.06.2018

Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci