4 Temmuz 2018 Çarşamba


Hepimizin ortak büyük acısı Eylül, Leyla ve diğer çocuklar için….

“Ah, o firuze bakışlı çocuklar” adlı çalışmama;
linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 04.07.2018

Paylaş :

3 Temmuz 2018 Salı

KİRLİ SU DAMLALARI


Geçen yıl Mart ayı

Yeniledikleri arabaları için çevrelerindekiler ikide birde kaza bela savması için bir horoz kesmelerini hatırlatınca şimdilerde horoz sesinin dahi unutulduğu metropolde  nereden horoz bulacağı endişesi taşıyan Bilge sonunda iş yerindekilere açtı konuyu. Arkadaşları, Antalya’nın biraz dışında horoz bulabileceklerini söyledi. Bunu Bilge de biliyordu da hafta sonları oğlunu yüzme, kızını da tenis kursuna götürürken eriyip gidiyordu zaman.

Bilge, bergamot tozundan bergamot reçeline ürünler satan Tahir’in sesini koridorda duyunca  olanca gücüyle seslendi. “Taahiiirr!” Tahir, anında odadaydı, “Buyur Bilge Ablam.”  “Tahir, yeni arabamız için bir horoz bulmanı  istesem.” Tahir bir an pel pel baktı Bilge’nin yüzüne. ”Ablam bergamot reçeli de; bergamot tozu de; keçiboynuzu pekmezi, nar ekşisi de, deee...” “Tahir, onları hep alıyorum zaten. Bu kez horoz gerekli. Kurban olacak.” Tahir nar ekşisinden andız pekmezine, salçadan pestile   her şeyi sattığı Bilge’yi kıramadı. “Bulurum ablam. Sen şunu getir dedin de ne zaman aksattım?” “Ne zaman getirirsin Tahir?” “Ablam yarın desem yalan olur. Antalya’nın dışına çıkmalı. Hafta sonu bakacağım.”  “İyi, hadi rastgele Tahir.”
 
Köylüler bile tavuğu, yumurtayı artık bakkaldan, marketten alır olduklarından o hafta sonu da, sonrakinde de horoz bulunamadı. Tahir, temizlikçi Üzeyir ile Üzeyir’in Torosların eteğindeki köyüne gidip arayacaktı artık.  

Sonunda bir horoz bulan Tahir, Bilge’nin odasına geldi. “İşlemi yerine getirmeye gidiyorum ablam.” “Ne işlemi Tahir? Haaa, horoz buldun anladığım kadarıyla.” “Ablam, leb demeden leblebiyi anlıyorsun.”  Bilge, benziniydi, şusuydu busuydu diyen  Tahir’e marketteki bir tavuğun yirmi katı para ödedi. Sonra da “Tahir, horozu temizlikçi Üzeyir’e ver, olur mu? Akşama pişirmeleri için.”   ”Yaşa be ablam,  benim de içimden öyle geçiyordu da söyleyememiştim.”  
*****
Horozu sıkı sıkı göğsüne bastırmış Tahir ve temizlikçi Üzeyir şehrin epeyce dışında kalan işyerinden kentin göbeğindeki Bilge’nin evine gelip kapıyı çaldılar. Bilge’nin eşi onlarla otoparka  indi. Bu akşam dağıtacağı siparişlerin kutularını otogardan alacak olduğundan acele eden  Tahir, Bilge’nin tembihlediği gibi site dışında değil, otoparkın bittiği alandaki bahçe çimlerinde  kesti horozu. Her şey hallolduktan sonra akşam karısının suyuna çorba pişireceği horozu kucaklayıp götürürken Üzeyir’in yüzü  öyle gülüyordu ki. “Kaç yıldır et suyu tatmamıştık. Çocuklar çok sevinecek bey abim” dedi Bilge’nin eşine.

O akşam Bilge ve eşi,  yakınlarının hatırlatmalarını yerine getirdikleri; Tahir, en kadim müşterilerinden Bilge ablasının ricasını kırmadığı ve Üzeyir, üç çocuğu ve karısı ile tavuk suyuna çorba içip  pilav üstü  horoz yediğinden pek mutluydular.
*****
Neredeyse her sitede, her blokta bulunan, pencerelerden dışarıyı gizlice gözetleyebilsinler diye çoklukla blok giriş çıkışına hakim  konumdaki hanelerde yaşasınlar ki gireni çıkanı, geleni gideni rahatlıkla görebilsinler  saplantılı insanlardan bir tane de  Bilgelerin bloğunda vardı.  Sabah işe giderken o komşu ile karşılaşınca bunun tesadüf olmadığını düşündü Bilge nedense. Çoğu komşu arasında gerçek adıyla değil de Hırgür hanım diye  bahsedilen bu kadıncağızın hır çıkarmadığı, gürültü kopartmadığı tek bir konu yoktu beş bloklu site ortak yaşamında. Konuşunca dünya tatlısı, herkesin iyiliğini düşünen; ama her sabah akşam, bahçede balkonda vıdı vıdı dedikoduculuğuyla herkesi kendine uydurmak isteyen, ev aletlerindeki karşılığı miksır yani karıştırıcı olan biriydi. Komşular hepten onun dediğince davransın; penceresi önünde istemediği bir şey olmasın; kağıt, plastik, cam, pil, atık yağ, elbise geri dönüşüm kutuları  onun görüş alanına girmesin; onun balkonu altında çocuk oynamasın; duman tütmesin ama başkalarının balkonu altında her şey olabilir mantığı taşıdığından bu ad, dönüp de bir kendine bakmayan bu kadıncağıza  fazlasıyla yakışmıştı.
 
Bilge, kadının mır mır söylendiğini duyunca kulak kabarttı. Hırgür ellerini beline koymuş, köpürmekteydi. “Sizi cinganlar sizi. Ortalığı kana bürüdünüz. Her yer kan revan içinde kaldı. Horoz mu kesilirmiş hem de böyle lüks bir mahallede. Görgüsüzler.”  Bilge yürüyüp gidemedi bu saygısızlık karşısında. “Aaa, horoz kesmek değildi o, kurbandı. Lütfen sözlerinize dikkat edin. Üstelik leke kalmışsa temizlemek için baktım ben, tek damla kan yoktu etrafa sıçramış. Bir horozun boynu, damarı ne kadar ki zaten ortalık kan revan içinde kalsın? Çok abarttınız. Çok ayıp.”  “Kalite kalmadı. Burası falanca memlekete döndü”. “Kalite haa!” deyip güldü Bilge. “Tavrınıza, hitabınıza bakınca kalite hakkında fazlasıyla  fikir sahibi olunuyor. Hoşça kalın.“

Geçen yıl Temmuz ayı

Sabah asansörden inen Bilge, şıp şıp  damlayan su sesi işitti. Allah Allah, blok içinde bu ses nereden geliyor olabilirdi ki günlük güneşlik Temmuz sabahı? Başını kaldırınca Antalya’da salgın yokken şu sıra sakinlerinde mide bağırsak sorunlarının alıp başını gittiği bloğun geniş girişinde  asma tavandan bir kovaya  su aktığını gördü. Akşam dönüşte  kovanın yanına bir de plastik bebek  küveti konmuştu. Asma tavana da büyücek bir delik açılmıştı. Ertesi sabah kova ve bebek küvetine bir de  kırk bir daireli bloğun  tüm çöplerinin doldurulduğu kapıcının kendi boyundaki koskoca  çöp bidonu eklenmişti. Yağmur yağıyormuşçasına parmak kalınlığında sicim gibi  akan suya ancak yetebilecekti o çöp bidonu. Üstelik süslü püslü  asma tavandaki kirli bir krater çukurunu andıran  delik daha da büyütülmüştü. Birkaç aydır akşamları kapıcı çöp toplarken ona  sorulan ilk soru bu akıntının neden ve nereden kaynaklandığı idi artık.
*****
O akşam kapıcı bu soruya nihayet bir cevap verebildi. Ortalığı durduk yerde karıştırması yetmezmiş gibi kavga çıkarmakta üstüne olmadığından gerçek adı fatura zarflarında kalmış ama sitede adı Hırgür hanıma çıkmış kadıncağızın evinden kaynaklıydı aylardır süren bu kirlilik.

İşte o her an, her saat pencere önünde olup gizli gizli apartmana gireni çıkanı gözetleyen Hırgür hanım, otoparkta değil bahçe çimlerinde  kesilmiş, kanı ne canı ne bir horoz nedeniyle etraf kan revan içinde kaldı uydurmacasıyla çemkirir, höykürürken galiba kendi klozetinden habersizmiş. Pencerelerden gizli saklı evin dışına bakmaktan  kendi evinin içine bakmaya fırsat bulamamış anlaşılan. Meğer aylardır bloğa giriş ve çıkışlarda herkesin ya tam altından ya da  yanından geçtiği asma tavandan damlayan su, Hırgür hanımın klozetindeki sorun nedeniyleymiş.  Site sakinlerince çekilen mide bağırsak rahatsızlıkları da hep bu akan lağım suyu yüzündenmiş.

 Mart ayında bahçe çimde  horozdan tek bir damla leke yokken bile  ağzını açıp gözünü yuman Hırgür hanım, birkaç ay sonra Temmuz’da kendi klozetinden blok  girişine haftalardır parmak kalınlığında akmakta olan pis su için komşulardan bir özür bile dilemezken Bilge, her sabah akşam Allah korusun ona benzememek için bakışlarını Hırgür’ün penceresinden kaçırıyor, blok girişinde  bulunduğu sırada mikrop, virüs bulaşmasın diye ağzını kapatmak için çantasından kağıt mendil çıkarıyordu artık.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.06.2018

Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci