21 Haziran 2019 Cuma

Bir buluttan kartal; kartaldan bulut görüntüsü yakaladım ve fotoğrafını çektim


Gün batımını bu kareyi çektiğim noktadan izleme fırsatı doğan o tek günde, bulutlar ve batmaktaki güneş sanki kıyıya doğru süzülen bir kartal görünümündeydi birkaç dakika boyunca. O dakikaların her saniyesinde deklanşör sesi duyuldu.

16 Haziran.2019 günü çektiğim bu karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci)
21.06.2019

Paylaş :

19 Haziran 2019 Çarşamba

Çocukların resim defterlerindeki değişmez ev resimleri gibi


Küçük çocukların çizdiği ev resimleri gibiydi.

Alabildiğine gökyüzü var.
Servisinden çamına, zeytinine, incirine, narına yeşillikler içinde.
Kırmızı, mor çiçekler etrafını kuşatmış.
Beyaza boyalı.
Demirden bahçe masası da, sandalyeleri de beyaza boyalı.
Kırmızı kiremitli.
Küçük pencereli.
Manzaralı.

Bir bacası tütmüyor.
O da kış çoktan bittiğindendir.

Bugün öğlenden sonra çektiğim bu karem, eski evler üzerine bir  fotoğraf grubumda ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 18.06.2019

Paylaş :

17 Haziran 2019 Pazartesi

Duvarında ağaç bitmişti


Aniden karşıma çıkan metruk evin sıvasına, alçısına  dek dökülmiş olsa da   bir zamanlar evin tüm cephesini kaplayan şimdi leke kadar kalmış dışındaki çivit mavi boya o deli rüzgara, yağmura, yıllara dayanıp, ayak direyerek vaktinde evin ne renk olduğunu söylemek ister gibiydi.

Belki bir yüzyıl öncesinin masmaviye boyalı, kıkır kıkır çocuk gülüşlü, şıkır şıkır ışıklı,  ocak üzerinde fıkır fıkır kaynayan tencerelerle  dolu yemek kokulu mutfağı,  kızları, gelinleri, yaşlıları, misafirleri, acılı tatlılı günleri ile capcanlı bir evdi o da mutlaka.

Zamanın dokunmuşluğu, insanlarda ciltleri, elleri kırış kırış ederken artık evin büyük hanımının, büyükbabasının bakımından uzak bahçe de yerinde kalmadığından metruk evin üst kat yan dış duvarında otundan ağacına kök salıp  duvarı  bahçe belleyebiliyor.  Bakımdan uzak yıllar, evlerin boyasını, sıvasını döküyor; ahşaplarını çürütüyor; camlarını tuzla buz ediyor.

Kapısını da  açılmaz kılıyor.

Bugün öğlenden sonra çektiğim bu karem, eski evler üzerine bir  fotoğraf grubumda ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 17.06.2019

Paylaş :

ÖFKE


(Bu yazıma tema olarak bu yazına  maya olan kelebeği, bakışları kimisinin öfkeli gibi gözükse de aslında sanırım öfkeleri sadece o güzel şarkılarını hırpalayan çevredeki gürültülere olan kuşları ve kimseler alınmasın diye başkalarının resmini değil güneşe bakamadığımdan öfkeli gibi bakan kendimi seçtim.)

 
Bugün erkenden mine mine çiçeklerin üzerinde uçuşan kelebeğin fotoğrafını çektikten sonra karelere bakarken gördüm ki güzel kanatlı zarif canlının bakışı öfke dolu. Öyle ya, izin almamıştım kendisinden onu fotoğraflarken. Haklıydı. Ve ilham verici. Kelebeğin bakışı karşısında sözcükler öykü kumbarasına tıkır tıkır düşmekteydi.

Öfke gösterilmeyip sunulsaydı, kızıl kupadaki diken şerbeti olurdu.
Öfke, zakkum çiçeğinin özündeki ağıyı emen kelebeğin bakışında.  
Öfke, kiminde boğaza düğüm; kiminde gözün dönmesi.
Maya, ki sonrasında tadı acı mı acı hamurlar kabartır.
Çoklukla kabına zarar veren sirke; bazen çıkışsız tünel; derin labirent.
Sırça köşkten yürekleri paramparça eden taşından okuna fırlatan el.
Yüzlerin fırtınası. Kabarmış denizi. Karaların obruğu.
Vahşi dişleri, dilleri dizginlerken aşınıp kopmuş urgan.
Gözlerin yanardağ ateşine dönüşmesi.
Lav olmak, öfke.  Dağların zirve çanaklarından ateşin su gibi aktığınca yaka yaka akmak. Denizlerde bile sönmeyen ateşten akarsu.

Öfke, orman yangınlarındaki taze dalların tutuşmasındaki çıtırtı kadar hazin bazen.
Bazen yanılgıdan, bazen sessizce.
Bazen haksız yere bazen gecikmiş halde.
 
Kimileyin zamanadır öfke. Ya geç kalındığından ya çok erkene denk geldiğinden.
Kimileyin kendine, anlayıp dinlemeden ortalığı darmadağın edip tozu dumana kattığı için.
Kimileyin  geçmişteki o ana; dünyaya yolcuğun başladığı ana, güne.  
Kimileyin her şeye, geçmişten geleceğe. Vara yoğa.
Kimileyin bir kırık gülümsemede gizli, kimileyin bir gülümsemeyi tümden yok edici.

Kâh huydan, kâh huylanmadan.
Kâh doluları boşa çevirecek ilk ve son adım, kâh beklenmedik dostlukların kıvılcımı.
Kâh yıkıp döken, kâh kendini yiyip bitiren.

Dinlemeden, anlamadan, konuşmadan, ne nedir bilmeden çoğu kez.
Sanarak, farz ederek, çıkarımda bulunup kendine yanılgı payı vermeyerek.
Çocukta sevimli, bazen de daha  çocukluktan belli cazılık, cadılık, nobranlık.
Çoğu kültürde erkeklere hak bilinmiş, kadınlara susmak pey biçilmiş.

Sınırları aşmak; dikenli tellerden geçmek; bıçak sırtında cambazlık, öfke.
Sözün,  ucu zehirli oku; hamlenin bitirici olanı, öfke.
Kızgın kumda yürümek, buzda, ayazda, donda kalmak; ellerin buz kesmesi, işte o öfke!

Öfke, zapt edilemeyen atlarcasına hırsların koşması; uçurumda bile durmaksızın.
Öfke, pire için yorgan yakılırken gözün gerçekler dahil her şeye yumulması.
Öfke, sıkılan yumruksa iyi; can sıkmaksa kötü.
Öfke, bir çırpıda silmek; ama bir çırpıda toparlayamamak.
Öfke, bir anlığına; ama sonuçları kuşaklarca bazen.
Öfke, tek o anın kızgınlığı mı; birikimlerin, kendi kendini yanıltmacaların kusmuğu mu?
Öfke kızıl; sonrası yangın yeri.
Öfke, içe günün doğmaması;  gecenin bile aysız kalakalması.
Öfke, katran, zift, kapkara kömür ocağının boğucu havası.
Öfke, kulakları duymaz eden, soluğu kestiren, bitek toprağı bitmez eden püskürmece.  

Yılanın zehri; kartalın tırnağı; aslanın pençesi.
Öfkelenecek şey olmasa da varmış sanrısı.
Bazen diş sıkarak, bazen çene kenetlenerek, bazen tir tir titreyerek.
Öyle ki öfke kan dondurucu, korkutucu bazen; bazen de güldürücü.

En güzel öfke, güldüren öfke.  Bilirsiniz ki bu öfke ne keskin sirkedir ne de ağı. İçteki depremin uğultusudur. Taşkınlardır ki pınar olup gözelerden fışkıramamış her şeyin kendisidir. Sapı kendinden olan bir balta ile kesilen ağacın, sapına değil kendisine veryansınıdır.

Öfke, aslında bir anlatım.  Olgunundan hamına insanlarda farklılık gösteren bir hal. Kaldırılamayacak yüklerin ezdiği camından kayasına ufalanışın çığlığı bazen, haklı olunduğunda.

Öfke, sesli gözyaşı!..
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci) 11.06.2019

Paylaş :

Bir kare renk


Dingin mavinin suda, arsız fuşyanın begonvilde, martılardan alıntı beyazın teknelerde, koyulukların yelken direklerinde, alın Japon gülünde, yeşilin tepelerde, kırmızının çatı kiremitlerinde seyrettiği renk geçişleri.

Az önce, marinada çektiğim bu kare, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
 (Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci)
17.06.2019

Paylaş :

16 Haziran 2019 Pazar

Su Kızılında


Batan günde bakıra çalan sular, kor adalar arasındaki ekmek kavgası.

Su kızılında bir Türk balıkçı teknesi ağ atıyor denize. Sakıza karşı.Karşılar Sakız Adası çünkü.

Birkaç gün önce çektiğim bu karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 16.06.2019


Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci