21 Aralık 2019 Cumartesi

KA-dı-N



(Her yazımda olduğu gibi yine kadın konusunda da tema olarak yalnızca kendi çektiğim fotoğrafları kullandım bu kez de)

Ne Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiiri ne Nazım Hikmet’in övgüleri ne Can Yücel dizeleri anlatmaya yetmiyor, göz oyuklarına insandan başka bir şey oturmuşların kadının insan olduğunu kavramasına.



Deniliyor ki arılar yok olursa insanlık da yok olur. Yani hava kadar, su kadar ihtiyaç arılar, insanlara. Besin kadar yazmadım. Zira arı varsa besin var. Meyveler, arıların hatta kimileyin ağaçlara özgü sineklerin emeği sonucunda   çiçekten meyveye dönüşüyor.


Arılar, düzenin, çalışmanın, ilkelerin  dünyası. Kovan kovan. Her kovanın başı bir kraliçe arı. Arılar olmazsa insanlık silineceğinden çok şey borçlu olduğumuz ana arının yani kraliçe arının değerini diğer tüm arılar bilir. Kraliçe arı yok olursa  kovan, arılar yok olursa insanlık yok olacağından kadınlara bakışı bir böcekten öğrensek yeridir.


Yuvayı dişi kuş yapar. Yavruyu çoklukla dişi kuş besler. Anne ayılar kış uykusunda yavruları iledir. Soyun devamı bir yerde o türün erkek olanı tarafından değil, dişi olanı tarafından sağlanmakta.


Bir günde kurulmadığı söylenen Roma’nın kuruluşunda dişi bir kurdun  payı olmasaydı ikiz kardeşler Remus ve Romulus hayatta kalamayacağından Romulus daha sonraları adı ile anılacak bu şehrin kurulmasında rol alamayacaktı. Her ne kadar bütün yolların ona çıktığı söylenmiş olsa da Roma’nın tarihe çıkışı bir dişi kurdun,  ölüme terk edilmiş ikizleri emzirip annelik etmesi iledir.


Kimi ağaçların mesela incirin erkek olarak nitelenenleri meyve vermez. Sadece dişi incir ağaçları bal akıtan o meyveyi verir.


Allah, insanlığı tek bir cinste yaratmadı. İki cins olarak yarattı. Biri kadın, biri erkek. İkisi birden insan olarak anıldı. Ve Yaradan sadece insan türünü değil, cevizinden incirine, kuşundan kurduna, balığına iki cins yarattı.

Kadın örgü de ördü, aşçı denilince akla ilk erkek gelse de evde her zaman kadınlar aşçı oldu. Hiç tek başlarına savaşmadı erkekler. Cephede de, cephe gerisinde hemşire olarak, yün çorap örerek, olmadı yaşlı ise, elinden başka bir şey gelmiyorsa duacı olarak kadınlar  savaşlarımızda hep vardı. Savaşmak için kadın olduğunu saklayıp cepheye gidenler, kağnısıyla cephane taşırken  cephane donmasın diye örtüyü kundaktaki bebesinin üzerine değil cephaneye örtüp bebesi donanlar vardı. Kadın olmasaydı, bir atımlık kurşunumuz olmazdı belki de bazı cephelerimizde. Askerinden şehidine kadın var tarihimizin her döneminde. Kastamonulu kadınlar olmasaydı ya,  Kurtuluş Savaşımızda?   


Tarihin akışını belirleyenler bile nerede ise tümden kadın. HAN’ım da oldu kadınlar, imparatoriçe de. Kraliyetlerin başına da geçti. İlk kadın imparator bir Türk idi. Tomris Hatun.

Kadın arkayı toplayan da oldu, yolu açan da. Saçını süpürge eden de oldu, hayırsız kocasının  yapamadıklarını yaparak hem ana hem baba olan da.


Dizelerin, satırların en görkemlilerinin kaleminden döküldüğü en büyüğünden yazar da oldu şair de. M.Ö. 2300 yılında yaşamış bir Sümer prensesi olan Enheduanna, tarihteki ilk kadın şairdir. Dahası tarihte bilinen ilk şair ve yazardır. Kadın,  heykeltıraş oldu,  mimar oldu. Doktor oldu, belediye otobüsü şoförü oldu, baret takıp  madene indi. Buluşlar yapan  mühendis oldu.


Bugün çok şey kadınlar sayesinde bulunmuş, ortaya çıkarılmış halde. Madam Curie de kadındı, tarihte farklı bir yeri olan Jeanne d’Arc da. Bilgi düşmanı erkekler tarafından feci halde hayattan koparılan ilk kadın matematikçi, filozof ve astronom Hypatia da. Bilim, kadınsız hiç olmadı. Din bile hatta.


Hz. Musa’yı Nil Nehri’nde bir sepette bulup kurtaran ve erkek çocukların öldürülmesini emreden firavunun  dizi dibinde yetiştiren bir kadın. Firavunun karısı Asiye.


Hz. Meryem’den doğma Hz. İsa’nın babası yoktur, malum. Hristiyan dininin peygamberi Hz. İsa olsa da annesi Hz. Meryem’i, Hz. İsa kadar önde tutanlar var. Adına kiliseler yapmışlar. Oraya devam ediyorlar.


Her semavi din gibi İslamiyet de bir Peygambere, Hz. Muhammed’e indi. Ancak İslamiyeti ilk kabul eden bir kadındı. Yani ilk Müslüman, bir kadındı. Hz. Hatice Annemiz. Kendisi Peygamberimize iş vermiş bir işkadını idi. Ahlakını beğendiği Peygamberimizden yirmi yaşa yakın daha büyük olmasına karşın bizzat kendisi evlenme teklif etmiş. Peygamberimizin sağ kalan erkek çocuğu olmadığından nesli kızının soyundan yürüdü.


Kimilerinden kadınlar için şeytan benzetmesini duyunca tüm bu dini figürleri hiç bilmediklerini düşünsek yeri değil midir? İlk Müslüman bir kadınken; Hz. Musa, bir kadın tarafından kurtarılıp büyütülmüşken; Hz. İsa için baba diye bir  kavram yokken!!


Dünya sadece erkekler için yaratılmadı. Kadınlar için de yaratılmadı tek; ama bunu vurgulamaya gerek yok. Çünkü kadınlar bunu bilir zaten. En önemlisi dünya sadece kadın ve erkek için de yaratılmadı. Dünya, yerle gök arasında bulunan her şey için, kadın erkek ayrımı olmaksızın insanlar için, karada, ağaçta, toprak altında, su altında, kovukta, mağarada yaşayan her canlı için yaratıldı; aralarında birbirlerine ihtiyaçlarını alenen sergileyen görünmez  zincirler  ile. Besin halkasına, ekolojik zincire baksak ya!


Elbette her erkek değil; kimi kendince dayanaksız  bir hayat anlayışındaki erkekler, en az kendileri kadar bu dünyanın sahibi olan kadınlar hakkında farklı yargılara sahipler ki bu yargıların kaynağı  çoklukla binlerce yıl ötesinden gelen adetler ya da genlerindeki farklılık.  Belki de ödünleme yaparak kadını küçümseyip kendilerini yüceltebileceklerini sanma yanılgısından hiç kurtulamamış olanlar var. Sadece hizmet edecek, istendiğinde kapı dışı edilecek,  temizlik, yemek, çocuklar derken hiç hayatı olmayacak bir rol giysisi biçiyorlar kadına. Ve o biçiciler,  isterse dövecekler kadını, isterse sövecekler. Kadın gıkını çıkarmayacak. Gıkı çıksa da çıkmasa da dayaktan ya da adamın elindeki yüzünden hayatlarından kopacak. Oysa cennet annelerin ayağı altında değil mi? Buna rağmen anneler çocuklarının gözleri önünde, genç kızlar evlerinin kapısı önünde öldürülüyor. Tarihte nerede, hangi kitapta  geçmişti böyle hükümler?


Geçenlerde kocasını öldüren bir kadın ifade verirken “ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti” demiş. Bunları okumak, duymak feci şeyler. Toplumumuzda her gün en azından bir kez böylesi vahşetin duyulması korkunç bir şey. Böyle bir toplumun geleceğinin nasıl olacağını düşünmek de en korkuncu. Yenilerde sıkça rastlanan bu  insanlık dışı şeylerin kökü nere? Bunun sonu nereye varır? Yeni Amazonlar mı doğar; yoksa kadınlar azala azala insan nesli mi azalır?


Beş harflik kadın sözcüğü, şu an kimi çarpık anlayışlar için “ı” ve “d” harfsiz olarak “k”, “a” ve “n” harfleri ile okunup algılanır oldu. Bu, kavramların yozlaştığı şimdilerde kötülük bataklığındakilerin her konudaki balçık  anlayışlarının bir göstergesi.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci)
06.12.2019



Paylaş :

17 Aralık 2019 Salı

SİS ve IŞIK


Pek çok dağdan yüksek bu üç kule, 


onlara yüz metre bile yokken


 ancak boy ışıkları ile seçilebilir halde idi,


 bu akşam dönüşte.

(Her hakkı saklıdır)


Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci)
17.12.2019

Paylaş :


“Geri Dönülmezlerin Sayısı… Bir Kere! Sadece Bir Kerre!” adlı çalışmama;



linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 17.12.2019

Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci