24 Aralık 2019 Salı

Üçüncü mevsim renkleri


İklim değişikliği kutup soğuklarının üçüncü derece kuzeni olan Ankara ayazının sürekliliğini  sekteye uğratsa da arada yine de epeyce ayaz, soğuk oldu.

Yapraklar bir bir  sararıp, solup düştü.
Bunca  yerlere düşmüş kupkuru solgun yapraklar arasında baktım çitte bir renk cümbüşü. Onca bol sarmaşık, Acem borusu, hanımeli, yabani gül dalları yapraksız kalmışken.

Sarmaşığın çite sarılmış dalındaki son  yaprakları dördüncü mevsime kafa tutarcasına üçüncü mevsim  tonlarında. Yapraklar güz, mevsim kış.

Güz dalının, çite sıkı sıkı tutunursa yapraklarını dökmeyeceği beklentisi.

Hafta sonu, 21.12.2019 tarihinde çektiğim bu karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 24.12.2019

Paylaş :


“APSARI’NIN SUYU” adlı çalışmama;


linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci)
24.12.2019

Paylaş :

22 Aralık 2019 Pazar

Her köşeyi kuşatmış o kavram; beklemek

Ne yana baksak bekleyen var, beklemek var.

Asker yolu gözleyen,
Atama yapılmasını bekleyen,
Doğacak bebeğine gün sayan,
On sekiz yaşına gelmeye can atan,
Üniversite öğrencisi olmak için onca kursa giden,
Kulağı sınav sonuçlarının açıklanmasında olan,
Başvurduğu iş yerlerinden müjdeli haber bekleyen,
Şansının, bahtının açılmasını,
Dileklerinin olmasını bekleyen,
Sabrın sonunun  sonucunu bekleyen,
Bebeğinin söyleyeceği ilk sözcüğü, atacağı ilk adıma göz kulak kesilen,

Aldığı tedavilerin  olumlu sonuç vermesini,
İnsanlara çektiren  en beter hastalıklara  çare bulunmasını bekleyen,
Kim bilir kaç yıllığına çektiği kredi ile aldığı evin  borcunun bitmesini iple çeken,
Bayram olsa da et dağıtsalar diye bir yıl bekleyen,
Okul açılsa da yeni ayakkabı alınsa diye gün sayan,
Toprağın yağmuru, karı beklemesi,
Toprak altındaki tohumun cemreleri sayması…

Bekleyenler… Beklemeler…
Kimisi süresi bilinerek ve süreci  ille yaşanarak.
Diyelim ki insanın doğumu bile dokuz ay sonrasında.
İnsanın yürümesi bile doğduktan bir yıl sonrasında.
Konuşması da öyle.
Bahardaki çiçeğin meyveye dönmesi en erken bir mevsim sonra.
Yaz, olmazsa güzde.

Beklemelerin kimisi mecburen.
Çekilecek kura sonucu bir atama sevinci beklemek gibi.

Nereye baksak beklemek şimdilerde.
Otobüs kuyruğunda, bankada, işten çıkmakta, internete bağlanmada.
Beklemek, bir günün, her günün mecburi mesaisi sanki.
Bazen isyanla, bazen suskunlukla. Bazen içten  feryat bazen için için yanarak.

Beklemek, okula başlamadan bitirmeye, mezuniyetten işe girmeye, yıllarca beklenilen bebeği kucaklamaya, zammından emeklilik gününe, yeni alınan evin bir an önce bitmesine, kanından MR’ına tahlil sonucuna, bayramda kapının çalınmasına…

Beklemek eğer bir doğum gibi, okul tatilinin gelmesi gibi belli bir sürenin zorunlu olarak yaşanması gerektiği  gibi değil de bırakılan özgeçmişlere verilecek cevaplar  gibi mesela ne kadar süreceği de sonucun ne olacağı da  belirsiz olduğunda zor.  Belki her defasında bağra taş basma, iş bulamadıkça diyelim ki.

Beklemek belki de değer bilmenin  öğrenildiği en zor yol, en zorlu yollarda atılan güç adımlar.

Beklemek yine de herkes için  atasözlerinin anlattığı sonuçların umudunu  gizli gizli besleme.
Her işe başvuruda mesela, her öğretmen atamasında diyelim ki.

“Sabırla koruk helva olur”  atasözünün sabır olan başlangıcı ve koruk olan sonucu  bellendikçe beklemek, hep ha gayret katlanılan bir şey, on yıllık mezun atanamamış öğretmenlere, doktordan iyi haber almamışlara, parası yetmediğinden nişanlısı ile dört yıldır evlenemeyenlere.

Beklemek, her yaşta, her konuda, her şey için, her an yanı başta.
Bir kasada hesap ödemek için bile.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.12.2019,  21:31
Paylaş :

Göğün Gül Gibi Nebulalarına Yerden Selam Var


Renklerin solduğu yılın son ayında etrafa renk saçarken yaz diriliğinde değildi kış çiçeği.
Etrafındaki diğer güller ya solmuş, ya kurumuş, ya donmuş haldeydi.

İki göbekli, henüz açmış bir gülün  en çok açmış yaprağında bahçe bitleri kümelenmiş, diğer yapraklara da yavaştan  taşınıyorken bu gülün de bir bite ev sahipliği yaptığı  görülüyordu.

Beş yapraklıydı. Bir yıldız gibi açmıştı.
Yaprak uçları  sivrilmiş halde.
Gülün, yıldıza dönmüşü mü demeli, yıldızlara özenmişi mi?
Gülün yıldızı da olurmuş.

Gökte gülü andıran nebula kareleri çekilirken yerde de bu gülün nebulalara yaptığı nazire, kare oldu objektifimle.

Bugün çektiğim bu karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.12.2019

Paylaş :

Takipçiler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci